Dr. Yaşar KALAFAT 21.12.2014

 

 Geri   
  

göre güney bölgelerinden bölgeye gelen az sayıda Yezidi anadilleri olan Kürtçeyi koruyarak Sünnileşmişlerdir.

Damal'a bağlı Eskikalıç, Obruca, Üçdere, Kalanderdere, Aşağı Gündeş, Yukarı Gündeş, Seyit Veren, Tepeköy, Ortağlı, Basmadere, Deveköy, Damal, Aşağı Damal, Küçük Damal, İkizdere, Hanak'a bağlı Koyun Pınarı, İncedere, Güneşgören, Çavdarlı, Serinkuyu, Çiçekdağı, Çat, Çimliçayır köyleri halkı Alevi inançlı alan Müslüman köylerdir. Toplam miktarları yaklaşık olarak 20.000 civarındadır. Bektaşi ve Hüseyinli olarak iki kola ayrılırlar. Halkının K. Maraş, Antep, Sivas ve Sinop yöresinden geldiği ifade edilir. Anadolu'ya ilk gelişleri ile ilgili iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre Çaldıran savaşı kaçkınlarıdırlar. Halkın inandığı ikinci rivayete göre Orta Asya'dan çamlık yurt olarak bilinen bu bölgeye, tekrar ilk yurtlarına dönmek Üzere gelmişlerdir. Bölgede Alevi inançlı Kürt köyü yoktur. Göle köylerinden Kundık, Alevi Zaza köyüdür. Göle’nin Gülistan, Yeniköy, Kalecik köyleri Alevi inançlı Türk köyleridir. Ardahan ve Çıldır'da Zaza ve Alevi köyü yoktur.

Kars'ın bazı merkez köyleri, Hacılhalil, Karaören, Arat, Selim'in Böcüklü, Kotanlı, Akpınar, Sarıkamış'ın Boyalı, Tuzluca köyü, Iğdır, Kağızman ve Tuzluca’nın birer ikişer köyü Alevi inançlı Müslüman Türk halktan oluşmuştur.

Posof’un 49 köyünün hepsi Sünni inançlıdırlar. Bunlardan; Yurtbekler, Sütoluk, Balgöze ve Derindere köylerinin halkı Kırmançtır. Pasof köylerinin birkaçı hariç hepsinin ismi değiştirilmiştir. Bu isimlerin, Gregoryen Türklere, Ön-Türklere ve bir kısmının da Gürcülere ait olmaları mümkündür.

Günümüz Karsında bulunmamakla birlikte 1990 evveli Karsında Ardahan münasebeti ile Acaralar da vardı. Güney Kafkasya halkları itibariyle önem arz eden Acarlar halen Ardahan'da kalmamışlardır. Kuzeye doğru gidildikçe Gürcü-Acara nüfusu Artvin’de tali şekilde kandını hissettirirken, Karadeniz’in sahil ve iç kasabalarında dağınık, küçük Acara yerleşim yerleri vardır. Batıda Bursa Gürcistan yöresinden göç alan yerleşim yerlerimizdendir. Bu toplum konusunda önemli olan bir nokta, Gürcü-Acara ihtilafıdır. Anadolu Gürcülerinin Sünni inançlı Müslüman olmaları yanında, Gürcistan Gürcüleri Ortodoks Hıristiyan’dırlar. Anadolu'da çok az bilinen Gürcüce ile Gürcistan Gürcüce'si bir hayli farklıdır. Acarlar kendilerini Gürcü olarak hissetmezken, Gürcüler Acarların Müslüman Gürcüler olduğu kanaatindedir.

Ardahan ve Iğdır vilayetleri Kafkasya'nın bir parçası olması itibariyle yukarıda da belirtildiği gibi Kars’tan çok daha farklı bir etno sosyolojik yapı arz etmezler.

Türk Halk İnançlarında Sudan Çıkan Atlar:

Sudan çıkan atlar konusunu Ahmet Turan, Su Kökenli Atlar konu başlıklı yazısında ayrıntılı incelemiştir. Yazar bu çalışmasında Çinlilerin anlattıklar Türklerin ünlü “Göl Aygırları” nı anlatırken Arap atlarının Türkmen atlarından geldiklerini belirtip Türk askerlerinin Ala At/Ala Yuntlar’a ve hakanların da Esb-i rud lara bindiklerini bütün bunlara Argun denildiğini Zeki Velidi Togan’a atfen açıklamaktır[1]. Keza Cengiz Han’ın büyük oğlu da Gölden çıkan aygırlarla kısrakların aşımını yaptırıyor, Ot Atı diye bilinen atları yetiştiriyordu[2]. Şülengen atları ise efsaneye göre Başkurtların gölden çıkan ünlü atlarıdır[3]. Şülengen adı bize Kars’ın Şöreyel yerleşim yerinin adına çağırım yaptı.

Ahmet Turan’ın tespitlerine göre Toros Abdalları arasında yaşayan bir efsaneye göre; at hem kanatları ve hem de yüzme organları olan Kaf Dağı’nın ardındaki Süt Gölü’nde yaşayan bir varlık iken Hızır ona sahip olmak için bulunduğu göle şarap dökerek onun sarhoş olması sağlayıp kanatlarını koparıp yeryüzüne getirdi.[4]

Efsaneyi inanç sistematiği bakımından gözden geçirirsek Hızır (a.s.) peygamberdir. Onun hile içerikli bir anlatıda yer alabilmesi çelişki oluşturmaktadır. Ayrıca Hızır, Boz Atı ile istediği yere en seri şekilde ulaşabilme yeteneği ile donatılmıştır. Onun Boz atlı Yol İyesi ile özdeşleştirildiği bilinirken Hızır’ın atının su menşeli olduğu mu düşünülmeli?

Uçabilen ve suyun altında da yüzebilen Su kökenli atların ecdadı yeryüzüne çıkarılırken âlem mi değiştirmişti? Âlem değiştirme Mutlak olanın iradesiyle taltif ve ceza olarak gerçekleşirken, bazen değişime uğranılması istenilen varlığın değişimine üçüncü öznenin duası yol açabilmektedir. Mesela hatalı gelinin hatası yüzünden bebeği ile birlikte taş kesilmesi bu türdendir. Bazen da kurtuluş dileyen gelin taş veya kuş olmayı dileyerek insanaddan cemadat âlemine gönderilebilir. Her iki halde de takdir Allah’ındır. Gelin ve beyin özel günlerinde kut buldukları dualarının kabul göreceği vardır ki, bu gün ve gecelerinde dualarının kabul göreceğine inanılır. Diğer taraftan gelinin duvağının bey tarafından yüz görümlüğü karşılığında açılması istenir. Bu kurala uyulmamasının uğursuzluk getireceğine inanılır. Ülkü Ünal’ın Artvin yöresinden yaptığı bir tespitte[5] duvağı taş atılarak indirilen bir gelinin Allah’tan dilemesi üzerine taş atan kimse taş kesilir. Bu bulguda da taş kesilme hükmünü veren keza Allah’tır. Su menşeli atın bazı organlarındaki değişim âlem değiştirme olarak algılanmayabilir ama su altı veya yeraltı âleminden yeryüzü âlemine çıkarılmış olma âlem değişimi olarak algılanmamalı mı?

Bu arada, Anadilleri Kürtçe olan Türk kültürlü halklardan Mukri Aşireti’nin Koç Osman Destanı’nda kahramanın atı deniz aygırıdır ve destanla o atın kanatlı olup uçtuğu anlatılır[6].

Kars’ın Subatan köyüyle ilgili rivayete göre dünya vaktiyle sularla kaplıymış. Atın ecdadı sular çekilince karada kalmış. O atların ön ayakları iri tırnakları ile hem yürümeğe ve hem de yüzmeğe müsaitmiş[7]. Rahmetli hocamız Kırzıoğlu ilgili makalesinde Türkiye’deki 30 kadar “Aygır Gölü” tespit etmişlerdi. Bunlardan en meşhurları Çıldır Gölünün güney-batısındaki Aygır Gölü’dür. Anlatıya göre, bu gölden bir aygır çıkmakta ve kısrağı aştıktan sonra göle girmekte ve kısrağın sahibi çiftçi 2 yılda bir yağız bir tay sahibi olmaktadır. Bir yıl dalap zamanı yeniden gölden çıkan aygır kısrağı aşmaz çifte ile ölümüne yol açar ve tayları ile birlikte gölün köpüklü suları arasında kaybolur[8].Bu göllerle ilgili efsanelere göre çok kere açık bırakılmış çeşme suyu gölü oluşturmuştur. Çıldır gölü içi anlatılan efsaneye göre gece köyün çeşmesinden su almak üzere olan genç bir kıza kardeşinin askerden geldiği müjdelenir. Heyacanla eve koşan kız çeşmeği unutur ve köyü su basar böylece çıldır gölü oluşur[9].Bu göllerden Erzurum Bin Göl’de olan, incelediğimiz bölgeye en yakın olandır. Bu gölden bir yıl doru bir yıl kır olmak üzere çıkan iki aygır dalaba gelen aygırları aştığı inancı vardır.[10] Orhan Şaik Gökyay, Hınıs’ın Kuzey doğusundaki Akdağlar’ın eteklerinde Sudan Çıkan Atlar’la ilgi anlatılar tespit etmiştir[11]. Kelkit çayının kuzeyindeki bir gölden çıkan Deniz Canavarı’nın kısrakları aştığı anlatılır.[12]

Halk inanmalarında bir kısım cin ve perilerden bilhassa cinlerin bazı kimselerle bilhassa buluğ çağındaki gençlerle ünsiyet kurdukları, bu ilişkiden çocuklarının olabildiği, bir süre sonra bazı müdahaleler sonucu başka âlemin bu canlılarının kaybolup gitmelerinin sağlanabildiğine dair anlatılar vardır. Zürriyetlerinin de öldüğü anlatılır. Özetle farklı âlemden canlıların birleşmesi halk inanmalarına göre saadet getirmemektedir.

Tunceli’den tespiti yapılmış Buyur Baba Efsanesi’nde de kısrak Ak Kula’yı atası Cennet Atı olarak bilinen Doru Aygır gölden çıkar aşar ve tekrar sulara gömlür[13].

Şanlı Urfa Zazaları arasında yaşayan Dol-a Gunin/Kanlı Göl Efsanesi’nde de ikinci yıl kısrağı aşması için gelmesi beklenilen sudan çıkan aygırın beklemekte olan kısrağı öldürdüğü, tayını alıp sulara daldığı, daha sonra o tayın ölüsünün gölün suları arasında görüldüğü anlatılır.[14].

Destanlarımızdan Dedem Korkut Destanından Bamsı Beyrek için İstanbul’da Deniz Tayı alınmak istendiğini, Memo Alan Destanında Memo’nun atı Boz Rahvan’ın denizden çıkmadır. Keza Köroğlu’nun meşhur atının da denizden çıktığı bilinmektedir.[15]

Sudan çıkan at motifi Keloğlan gibi masallar dâhil sözlü kültürümüzün diğer vasatlarında da yer almaktadır.

Atların menşelerinden hareketle izahları su menşeli atlar gibi gök menşeli atlar konusunu da gündeme taşır. Su menşeli atlar sadece keloğlan masalında değil, bu motif Uçan Deniz Aygırına binen padişahın oğlu, Kırk kulun meydana getirmiş olan ve deniz altında yaşayan kısrak,  İnsanla konuşan Deniz Aygırı, masalları bilinmektedir[16].

Bizim bu konuyu bildirimize taşımamıza Ahlat’tan yapılmış Nemrut Dağı’ndaki bir gölden de Sudan Çıkan At anlatısının[17] olması ve akabinde de Yusufeli’nde keza Sudan Çıkan Atlar’ın ve Boğalar’ın varlığına dair efsanelerin tespiti sebep olmuştur.[18]

Birkaç satırla açıklık kazandırılması gereken diğer husus Eski Türk inanç sistemindeki Yeraltı kara iyelerin hükümranlık alanı idi. Sular, kutsal Yer-Su’ un bir parçası iken yeraltı sularını farklı bir konumda mı kabullenmek gerekecekti? Suyun altından çıkmış olmak, yeraltından çıkmış olma anlamına gelmiyor muydu? Gerçi Ülgen’in yeraltında da ak iyelerden temsilcisi vardı. Kara suyun, gün görmemiş suyun, yeraltı sularının bir kut içerdiğine dair inançların varlığını, Nevruz gibi bazı kutlu günlerdeki uygulamalardan biliniyordu. Haram Su inancının da bu zemin de ele alındığı keza biliniyordu. Türk mitolojik düşüncesinde kendisine kut atfedilen at, uçan at, sudan çıkan at kara iyeler âleminden gelen bir ak iye görünümü arz etmekte midir? Bize göre A. Turan ve A.A.Çınar’ın da katıldıkları gibi hayır. Zira sular dağlardan onların eteklerinden mağaralardan çıkmaktadırlar.  Ayrıntıyı su ile birlikte dağ ve mağara kültlerinde aramak yerinde olabilir. Zira bunlar yer-su’nun kapsamında idiler.

Başkurtlarla ilgili Sülengen Destanı’da olduğu gibi Kırgızistan’da Issık Göl kenarında Toru Aygır/Doru Aygır adlı bir köy bulunmaktadır. Efsaneye göre burada gölden çıkan bir aygır her yıl kısrağı aşmaktadır[19].  

Biz; Hakas[20], Kırgız[21], Kazak[22], Şor[23], Altay[24], Uygur[25], Tatar[26], Tuva[27], Özbek,[28] Karakalpak[29], Başkurt[30] Türk destanlarını incelemiş eserlerde sudan çıkan at motifinin tespit edilmiş olduğuna rastlamadık. At konusuna en ayrıntılı yer veren Nerin Köse’nin Kırgızların Ak Möör Destanı idi. Orada da Sudan Çıkan At motifine bu konuda yapılmış diğer ciddi çalışmalarda olduğu gibi bilgiye rastlayamadık[31] D. Çağlayan Aktarın kökenlerine dair bilgi verirken sudan çıkan atlarla ilgili masal ve efsanelere dair de bilgi vermektedir.[32] Türkmen destancılık geleneğini inceleyen Halil İbrahim Şahin Sudan Çıkan Atlar münasebeti ile Destanlardaki atların kökeni için verdiği bilgilerde Köroğlu destanı ve Kırat münasebetiyle Araz nehrinin kenarı ve yerin altında kırk gün kalınan bir hücreye vurgu yapar.[33] Sudan Çıkan at motifinin Türk destanlarında bir kod oluşturduğu konusunda irdelemenin sürmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sudan Çıkan at motifi daha ziyade Dedem Korkut Türk kültür coğrafyası ile Köroğlu Türk kültür coğrafyası destan ve efsane kaynaklarında yer almaktadır.

SONUÇ:

Sonuç olarak söylenilebilir ki; Çıldır ve Ardahan’ın diğer ilçelerinin kültürel hayatının araştırılması gerek tarihî kaynaklar ve gerekse mevcut durum itibariyle Kars ve Iğdır’dan müstakil olarak ele alınarak sağlıklı sonuçlara varılamaz. Bu teşhis diğer 2 şehrimiz için de geçerlidir.

Ardahan, Kars ve Iğdır sosyal kültürel araştırmaları için oluşturulacak merkezlere, A.Doğru, M.F. Kırzıoğlu gibi yakın geçmişin uzmanlarının arşivleri temin edilebilmelidir.

Artvin için söylenilebileceği gibi Ardahan ve yakın çevresini derinliğine inceleyebilmek Kıpçak Türkçesini bilen uzmanlarla mümkündür. Çıldır tarihi için atabekler dönemi fevkalade önemlidir.

KAYNAKÇA:

A.Akmataliyev, M.Mukasov, G.Orazova, Aktaran C.Turganbayev, Kırgız Destanları 2, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

Ekrem Arıkoğlu-Buyan Borbaadanay, Tuva Destanları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Ekram Arıkoğlu, Hakas Destanları 1, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Metin Arıkan, Kazak Destanları Köroğlu’nun Kazak Anlatıları 1, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

Deniz Çağlayan, Türk Masallarında Hayvan Motifleri, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Halkbilim (Folklor) Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006

 

A.İ. Çudayekov, Çev. Castegin Turgunbayev, Şor Destanları İncelemeleri, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

İbrahim Dilek, Altay Destanları 2, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Metin Ergun-Gaynislam İbrahimov, Başkurt Halk Detanları, Türksoy, Ankara, 2000

Orhan Şaik Gökyay, dedem Korkut’un Kitabı, İstanbul, 1973

 

Alimcan İnayet, Uygur Destanları 1, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Yaşar Kalafat, “Ardahan Sözlü Kültüründen Damlalar”, Aşiretlerde Mitolojik Bulgular, Berikan, 2012, s. 1ö7–141

 

Yaşar Kalafat, Balkanlar’dan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları V-VI, Hamseler, Horasanlılar, Karabağlılar, Kpçaklar, Abdallar, Amucalular, Bedreddiiler, Dadaliler/Dedeliler, Kısaslılar, Manavlar, Sıraçlar, Tahtaclar, Karirliler, Çepniler, Karakeçililer, Mutiler/Mutoğulları, Halaçlar, Kazan Tatarları Gregoryanlar, Ortodokslar, Buryatlar, Zazalar, Berikan yayınları, Ankara, S. 89–103

 

Yaşar Kalafat, “Şeref Taşlıova’nın Halkbilim Çalışmalarında Karşılaştırmalı Halk İnançları Bulguları (Kodlar, Kültler, Fenomenler, İmgeler, Simgeler), Yaşayan Kültür Hazinesi; Âşık Şeref Taşlıova Sempozyumu 5 Haziran 2010 Ardahan

 

Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara, 20010

 

Yaşar Kalafat, Balkanlardan Uluğ Türkistan’da Türk Halk İnançları III-IV, Berikan, Ankara, 2006, s. 178–260

 

Yaşar Kalafat, “Kafkasya Bağlamında Kuzeydoğu Anadolu’nun Etno-Sosyal Yapısı”, Türk Halk Kültürü Kimlik Millî Strateji, Berikan, Ankara, 2012, s. 11–76

 

Yaşar Kalafat,  Lezgilerde Halk İnançları” Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları Dedem Korkut Yukarı Eller V-VI, Lalezar, Ankara, 2008 s. 127–143

 

Yaşar Kalafat, “Kafkasya Bağlamında Kuzeydoğu Anadolu’nun Etno-Sosyal Yapısı”, Türk Halk Kültürü Kimlik Millî Strateji, Berikan, Ankara, 2012, s. 11–76

 

Yaşar Kalafat, Gregoryen Türklerde Halk İnançları, Berikan, Ankara, 2012

 

Yaşar Kalafat, “Ahlat Halk İnançlarından İzler”, Aşiretlerde Mitolojik Bulgular, Berikan, Ankara, 2012, s. 207–241

 

Yaşar Kalafat, “Karşılaştırmalı Yusufeli Türk halk İnançları”, Türk Kültürlü Halklarda Tematik Halk İnançları, Berikan, Ankara, 2011 s.85–114

 

Yaşar Kalafat, Kırım - Kuzey Kafkasya, Sosyal Antropoloji Araştırmaları, ASAM Yayınları, Ankara, 1999

 

Ramazan Korkmaz, Çıldır folklor ve Etnografyası, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Mezuniyet Tezi Erzurum 1985

 

Nerin Köse, Ak Möör Destanı, İnceleme-Metin, İzmir, 2001

 

Akdes, N. Kurat, İdil Boyu ve Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara, 1972

 

Töre Mirzayev, Haz. Selami Fedakâr, Özbek Destanları 1, Erali ve Şirali,, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Halil İbrahim Şahin, Türkmen Destanları ve Destancılık Geleneği, Kömen, Konya, 2011, s. 304–307

 

Coşkun Vedat Uygur, Karakalpak Destanları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Fatih Urmanci, Tatar Destanları 1, Akataranlar V.Kartalçık, C.Kerimoğlu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

 

Aksar Turganbayev, Kız Jibek, Kazak Aşk Destanı, TÜRKSOY Ankara 2011

 

Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970, s.175–219,

 

Fikret Türkmen, M. Mete Taşlıova, Nail Tan, Âşık Şeref Taşlıova Derlenen Halk Hikâyeleri, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2008

 

Ahmet Turan, “Su kökenli Atlar Üzerine Efsaneler”, Türk Kültürü Araştırmaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu II, Ankara, 1992, s. 36–44

 

S. Yerasimos, Milliyetler ve Sınırlar. Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu, iletişim Yayınları, İstanbul, 1999,



[1] Zeki Velidi Togan , Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970, s.175-219, krş. Ahmet Turan, “Su kökenli Atlar Üzerine Efsaneler”, Türk Kültürü Araştırmaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu II, Ankara, 1992, s. 36–44

[2] Zeki Velidi Togan , Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970, s. 23, krş. Ahmet Turan, “Su kökenli Atlar Üzerine Efsaneler”, Türk Kültürü Araştırmaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu II, Ankara, 1992, s. 36–44

[3] Zeki Velidi Togan , Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970, s.32, krş. Ahmet Turan, “Su kökenli Atlar Üzerine Efsaneler”, Türk Kültürü Araştırmaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu II, Ankara, 1992, s. 36–44

[4]Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara, 2009, s. 302,