Dr. Yaşar KALAFAT 07.09.2010

 

 Geri   
  

                  

                                                                       

             GİRİŞ 

            Biz bu bildirimizde Aybastı’nın adından yola çıkarak ad verme / Adlandırma inanç ilişkileri üzerinde durmaya çalışacağız. Bu genel başlıktan yola çıkıp yer adı – inanç münasebetini Aybastı adı etrafında yoğunlaşarak durmak istiyoruz. Evvelce yaptığımız çalışmalarda; insan ismi inanç, Hayvan ismi- inanç, Bitki ismi- inanç ilişkileri üzerinde muhtelif vesilelerle durmuştuk. Halk kültürümüzde kült oluşturmuş, deniz, kaya, su gibi unsurların inanç boyutuna dair de bilgi vermiştik. Bu tespitlerimiz arasında eski Türk inançlarında Kült oluşturan Gök ve kapsamında Güneş, Yıldız, Bulut, Şimşek, Yıldırım gibi Ay ile ilgili inançlar ve bu inançların isme yansıması ile ilgili örnekler de vardı. 

            Bu bildirimizde kısaca halk inançlarımızda Gök cisimleri ve bu arada ay ile ilgili inançlara yer vereceğiz. Ay ile ilgili inançların nasıl isim olabildiklerini örnekleyeceğiz. Böylece yer tanımlarına isim olan cin, peri, melek gibi “Ay”lı isimlerin de mistik boyutu olabileceğini göstermeye çalışacağız.  

            Halk inançlarımızdaki “basmak” ve “basılmak” kavramlarını hayatın muhtelif safhalarından örnekler vererek açıklayacağız  ve ayın basabileceği ile ilgili tespitlerimizi irdeleyeceğiz. Buradan hareketle “Aybastı” adının inanç etimolojisini yapmaya çalışacağız.  

            METİN 

            Türklere atalarından öğüt amacıyla bırakılmış olan Bengü Taş yazıtlarındaki bilgilere göre, Gök Türk İnanç sisteminde Tengri; yaratıcı, kılıcı, kut, küç, ülük ve birlik verici yüce varlık idi. Tengri herşeyin üstünde idi. Kök Tengri (Gök Yüzü yahut mavi gök) Yağız Yir (Kara yer veya toprak yahut yeraltı) ve Yir–Sub (Yer ve sular yani yeryüzü) Tengri tarafından yaratılmış kutsallardı. Göktürk çağından önce ve sonra gök koruyucu vasfı ile kutsanmış, ıduk kabul edilmiştir. Ayrıca Tengri’nin yukarıda, göyün en üst katında olduğuna inanılmıştır. Sistemde, ay ve yıldızlar da kün gibi birer koruyucu iye idiler. Çadırın tepesindeki Tündük adı verilen delikten ışık girerdi. Koruyucu ayı memnun etmek için Hun çağından itibaren yılın beşinci ayında kurban kesilirdi. Ay tutulduğu zaman çeşitli gürültüler çıkaran ayı kara iyelerden korunmayı amaçlardı.  

            Bu uygulamayı bugün de Türk dünyasının birçok yerinde bu arada Ordu ve havalisinde de görüyoruz. ayrıca ayın hilal veya dolunay olması, ağzının yönü halk takvimi ve gelecekle ilgili yorum yapabilmede bir kaynak olmuştur. Birçok yerde ayın ilk doğuşunu görenler muhtelif uygulamalar yaparlar. Toprağa veya altına bakarlar. Ayrıca Ağrı’da ay ışığında bekletilmiş sulama sularının bereketine inanılır. Urfa’da ellerinde siğil olanlar yeni doğmuş aya bakarak “ayı gördüm, hoş gördüm siğillimin yerini boş gördüm”  der elini ovar ve tedavi olacağına inanır. Sarıkamış’ta elinde siğil veya gözünde arpacık çıkan bir kimse yeni doğmuş aya bakarak “aya baktım, yay gibi siğilin arpacığım erisin yağ gibi” der. Kars’da, Tunceli, Adıyaman’da ve Doğu Karadeniz’de güneşe ve aya karşı kirli su dökülmez çocuklar çiş ettirilmez. 

            İç Anadolu ve orta Karadeniz’de yeni doğmuş aya bakılınca “Ay gördüm Allah Amentü billâh ay uğurlu olsun ya Resul Allah” denir. Bu türden ayın gücüne inanıldığını gösteren örnekleri Türkiye ve Türk dünyasından örnekler göstererek çoğaltmak mümkündür. Kırgız Türkleri yeni doğan aya döner “Huda Tengri, Allah bu ay ne güzel çıkmış Tengri bize kısmet bağışla bize sağlık bağışla bize bala bağışla...”der. Altay Türklerinde de bu tür dualar vardır.  

            Anadolu’da ayağı yere basamayan ve çok cılız olan çocukların “aydan” olduğuna inanılır. Böyle çocuklara “aydanlık” kesilir. Bu gümüşten kesilmiş ve koruyuculuğuna inanılan ayın özel kesilme zamanı ve özel kesicileri vardır. Böyle çocuklar aya tutularak üç defa “ya al ya ver” denir. Böylece çocuğun ya tedavi olup kurtulacağı veya ölüp kurtulacağına inanılır. 

            Muradımız ay muhtevalı inançları tespit ve yansıtmak değil. Böyle bir niyet müstakil bir kitabın oluşmasını sağlayabilir. Ay ile ilgili inançların hepsini Tengricilik inancı ile izah da mümkün değildir. Türk Halk inançlarında Budizm’in de ciddi izleri olduğu ve Uluğ Türkistan’dan bu inançların da Anadolu’ya taşındığı bilinmektedir.        Ayrıca Anadolu Sabiilik gibi inançlara da yurt olmuştur. Ay muhtevalı inançların doğal olarak Anadolu din tarihi ile de ilgisi vardır. İslamiyet’te Ay, Allah’ın nurudur. Ancak Tengricilik de olduğu gibi İslamiyet’te de Ay kadiri mutlak değildir. bu noktada belirtmek gerekilen husus dinlerdeki Ay’ın fonksiyonu tartışmak değildir. Üzerinde durulan nokta Ay’ın fonksiyonelliğidir. Tengricilik’te bu fonksiyon “basmak” şeklinde tecelli etmektedir. bu itibarla basmaktan korunmak ve basılmış olmaktan kurtulmak gerekir.  

            Halk inançlarımızda Tengricilik inanç sisteminden günümüze kadar gelen ve kült oluşturmuş bir takım iyelerin basma gücü vardır. Buna göre kara kura, Al karısı gibi kara iyeler basabildikleri kişioğlumda bir külttür. Kişinin cinsiyeti yaşı, kadınların özel halleri basma da etkinlik sağlamaktadır. Kırkı çıkmamış olmak basılmak için uygundur. Bu cümleden olarak bir iye kabul edilen ay da basabilir. Aybastı adının inanç etimolojisi bize göre böyle yapılabilir. 

            Ak ve kara iyelerin yer adı olabildiklerini görebiliyoruz. Cinli dağ, Perili Vadi, Şeytan Geçidi, Tengri Dağı bunlardandır. İyeler insan isimlerinde de iz bırakmıştır. Gündoğan, Yıldız, Dağdaş, Gökteniz gibi örnekler çoğaltılabilir. Aybastı da bu tür bir isimdir. Aylı yer adlarından yüzlerce misal bulunabilir. Aydoğan, bunlardan birisidir. Benin hayatta olmayan kardeşinin ismi Aydoğdu idi. Ayrıca Aydemir, Aybek, Aygün gibi erkek ve kız isimlerinin varlığı bilinmektedir.  

            SONUÇ 

            Sonuç olarak denilebilir ki “ Ay” ve “basmak” kelimelerinin kültürümüzde mitolojik derinlikleri vardır. Ay iyesinin de basabilme gücü vardır. Bu tür iyeler kültürümüzde yer adı da olabilmektedir. Aybastı isminin mitolojik etimolojisi bize göre böyle yapılabilir.         

 

 

 

KAYNAKLAR

 

-                     İ. Kafesoğlu, Türk Bozkır Kültürü, Ankara 1987

-                     D.W:Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, Ankara 1942

-                     S.Divitçioğlu, Kök Türkler, İstanbul 1987

-                     B.Öğel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul 1988; Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi, Ankara, 1981

-                     A.İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara 1972

-                     Y.Kalafat, Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançlarının İzleri, Ankara 1999, İslamiyet ve Türk Halk İnançları, Ankara 1996

 

 

                

           


 
  Gara © 2008   Sayfa 0.003 saniye'de oluşturuldu  

 
Anasayfa  |  Yazılar  |  Yayınlar  |  Foto Galeri  | Dosyalar
Ziyaretçi Defteri  |  İletişim