|
Halk Tasavvufu, Horasan Erleri üçyüz kişi olarak belirtmekte ve beherinin Hz. Muhammed’in birer ahlâkını temsil ettiğini ifade etmektedir. Hacı Bektaş Veli’nin liderliğini yaptıkları bu erlerin büyük çoğunluğunun asker oldukları açıklanmaktadır. Bizim halk inançlarındaki izlerini açıklamaya çalışacağımız bu erler öncelikli görevleri, halka şifa vermek, sıkıntılarını gidermekten ziyade, Manevî savaşlar yapmış olmalalıdır. Aldıkları Tahtakılç, Dalkılıç, Yalınkılıç, Kılıç Baba, Kılıç Abdal, Deli Baba, Koyun Abdal, Gaygusuz Abdal, Kızıl Deri Kara Çomak, Deli Baba türünden isimlerin sırrı vazifelendirildikleri bu manevi savaştan kaynaklanmaktadır. Halk sufiliğine göre Savaş, Isevî velilerine karşı Muhammedî veliler tarafından, Horasan erleri sıfatı ile yürütülmektedir. Evliyalar arası hiyerarşide Muhammediler üst evliya grubunu oluşturuyordu. İsevî evliya grubu, Anadolu’nun mağdur halkının sorunları ile ilgilenmeyip, “Kimi ilgilendiriyor ise o ilgilensin” tavrı takınınca, Horasan erleri olan Muhammedî görevliler sorunun çözümünü üstlenirler bunun üzerine İsevî evliyalara “gelin Muhammedî olun” teklifi yapılır.
Fuzuli, tahta kılıçlarla yapılan bu manevi savaşı anlatırken;
“Tig-i bâtın Tig-i zâhirden beter hüriz olur.
Zâhir-û bâtında Şemşir-i vilâyet tiz olur” demektedir.
Büyük çoğunluk, Muhammedî olmada direnince tahta kılıçlar konuşur, Anadolu’nun İslâm’a açılmasındaki engellerin nefesleri kesilir. Horasan Erleri Anadolu’ya Türkistan-Türkiye ve Horasan-Anadolu doğrultusunda Kuzey, Orta ve Güney olmak üzerine üç güzergâh üzerinden girerler. Bunlardan Kuzey ve Güney güzergâhı sahil şeridini bir hayli içerden takip etmiştir. Ağırlık noktaları daha ziyade Hıristiyan evliyalarının yoğun bulunduğu; İznik, İstanbul, Kayseri, Erzurum, Amasya ve Tokat gibi yöreler olur. İran’da ve Kafkasya’da ise Horasan Erlerine tektük rastlanabilmektedir. Biz isim olarak tespitimize ziyaret yerlerinden başlayınca daha ziyade Alevi-Bektaşi kesim ve bilhassa halkı Zazaca konuşan Doğu Anadolu’nun dağlık kesimi çıktı. Halk inançlarına göre, Horasan Erlerinin, Anadolu’nun manevî fethinde, bilinen anlamda zaman faktörü yoktur. 1026’lar civarında başlayan futuhat, takriben 300 yıl kadar sürmüştür. Hacı Bektaş Veli’den 60 yıl kadar sonra Orhan Bey döneminde fetih bitmiştir ve Evliya mertebesindeki Horasan Eri dünyaya gelmeden 10–20 evvellinden bu görevi, alabiliyordu. Halk, Anadolu’nun daha sonraki manevi mimarlarını Horasan Eri tanımının dışında tutmaktadır. Horasan Erlerinin fütühatı, iki Ahmet Yesevi’den, Tasavvuf âleminde küçük Ahmet Hesevi veya Yetim Ahmet Yesevi olarak bilinen Veli tarafından 1100’lü yıllarda başlatılmıştı. Onunla Hacı Bektaş arasında 100 yıl vardı. Mürşidi Ahmet Yesevi olmakla birlikte, ders Şeyhi ve Şeyh kavramları farklı anlama gelebilmektedir. Erinenlerin büyük bir kısmının zahiren iz bırakmadıkları, icazet ve görev almamış erinenlerin varlığını zahir gözü ile bilmenin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Zamanla rüyaya girme suretiyle kabirlerinin yerini işaret eden yatırlar inanca göre zamanı geldiği için açığa çıkmıştır. Anadolu’nun nerinesinde hangi erinenin yatmakta olduğunu bilmek, bu toprakların manevi haritasının tespiti itibariyle gerçek anlamda önem arzederdi. Ahmet Yesevi Ocağı’ndan fırlayan bu gönül ateşleri, acaba hank dağın tepesinde yatmaktadırlar veya hangi vadiye ışık saçtılar. Herhalde kendilerini “açık” etmekte hayır görselerdi, onları tanımamızı isterlerdi. Biz Anadolu’daki Horasan Erleri’nin yerlerini tespite kalkarken bunun bir veya bir kaç çalışma ile tamamlanamayacağını da gördük. Ne var ki bir başlangıç gerekiyordu. Biz bunu deniyoruz. Bizi bu çalışmaya sevkeden Bünyan’ın Koyun Apdal köyünden bir çiftçi vatandaş oldu. O köyde ve çevre köylerde birçok yatır olmasına rağmen vatandaş buna “beyim ermiş baka, Horasan Eri başka” diyordu. Sonra o bana, benim, çevrede başka Horasan Eri var mı?” soruma karşılık “Belli mi olur, isterlerse kendini açık ederler” diyordu. Demek ki, halk her kutsal mezarı Horasan Eri olarak kabul etmiyor ve bilinmeyen Horasan Eri kabirlerinin varlığına inanıyordu. Halkın bu teşhisini ölçü olarak yola çıktım. Biz bu incelememizde, Horasan postunun sıraları ve sahipleri üzerinde durmayacağız. Hacı Bayram Veli, Abdal Musa, Sultan Baba Ishak, Taptuk Emre, Sarı İsmail Sultan, Kolu Açık Hacım Sultan, Barak Baba, Seyyid Recep, Sarı Kadı, Menteşe Baba, Ali Baba, Mucur Seyyidi Hızır Samit, Çerdeğin Şehri, Seyyid Ali Sultan, Karaca Ahmet Sultan, Oturan Baba, Akyazalı Sultan, Demir Baba gibi Menakıpname ve Veleyetnâmeleri olan veya bu tür yazılı metinlerine geçmişler üzerinde de fazla durmayacağız. “Bu arada bir Yunus Emre de Erzurum’un Tuzcu köyündedir. Mezarının baş taşında Miladi 1386 tarihi vardır. Yurdumuzda Erzurum’un yanısıra Eskişehir, Kütahya, Bursa Karaman ve Kula’da Yunus Emre mezarı varken aynı köydeki Tapduk Baba’nın da Mezar taşında M. 1386 tarihi vardır. Azerbaycan’ın Gâh Bölgesi’nin Oncalı Köyü, Oğuz Mezarlığında da Şeyh Yunus ve Hacı Tapduk Baba’nın da mezarları vardır. Evliya Çelebi seyahatnamesi münasebetiyle nefis tespitleri yapılan, Erzurum, Erzincan, Kayseri, Sivas, Tokat, Bayburt, Eskişehir, Malatya, Van, Çanakkale, Trakya, İstanbul, Bursa, Tuna erinenlerinden uzun boylu söz etmeyeceğiz. Burada Horasan Erlerinden, Yoğurtlu Baba, Armutlu’da Baba Sultan, Osmancık’ta Koyun Baba, Erzurum’da Hindi Baba Sultan, Hınıs yakınlarında Kuzulu Baba, Tosya’da Şit Baba, Azak’da Yoğurtçu Baba, Tebriz’de Baba Ferruh ve Baba Hasan Meymendi, Şırvan’da Ahmet ve ayrıca, Yesevi’ye bağlı Avşar Baba, Kefe’de Topçu Baba Sultan, Şehid Baba, Tuna’da Baba Sultan, Miyak'’a Baba Sultan, (Yağlı Baba), Eski Zara’da Tohum Baba, Devran Baba, Zağra Yenice’de Kademli Baba Sultan, Oyluk’da Mecnun Baba, Yihve’de Yağmur Baba, Travnik’te Gazi İsmail Baba, Gazi İbrahim Babalar, Canişce’de Gazi Baba, Ruscuk yakınlarında Mustafa Baba, Çorlu civarında Sadi Baba, Foce’de Bayezid baba, Murat Baba, Bosna yakınlarında Hindi Hamza Baba, Cafer Baba, Kesriye’de Kasım Baba, Memi Baba, Deliosman’da Demir Baba Arnavutluk İskenderiyesinde Gazi Moyu Baba, Volka’da Hindi Baba, Ösek’te Bayram Baba, Hüsrev Baba, Pahşel palongasında Erkoç Baba Budin’de Gül Baba’yı ismen anıp, kaynağının “halk” olduğu Horasan Erlerine geçeceğiz. Zaman zaman da teyit olmak üzere dipnotu verineceğiz. Bu arada Erzurum’da Hindibaba’nın varlığını tespit edemedik. Diyarbakır’ın kale içini surdışına bağlayan Hindibaba kapısına adını verinen Hindi Babanın, Akkoyunlu Türk aşiretlerinden Hindi aşiretinin lideri olduğunu ve belirtilen yerde yattığını ve halkın kendisine saygı gösterdiğini öğrendik. Hınıs yakınlarında olduğu belirtilen Kuzulu Baba, Aynı ilin Horasan ilçesindeki Kuzuçam Baba olması mümkündür. Osmancık’da Koyun Baba zikredilirken biz, Bünyan’da Koyun Abdal’ın resmini çektik. Şeyh Baba Aslan’dan ders alan Ahmet Yesevi’nin ise 99.000 müridi, sayısız Halifesi vardır. Bunlardan Anadolu’da olanlar; Niyaz-Abad’da Avşar Baba, Merzifon’da Pir Dede, Karadeniz kıyısında Akyazılı, Bursa’da Geyikli Baba, Abdal Musa, Horoz Dede, Hacı Bektaş, Sarı Saltuk’dan bahsedilirken, farklı Sarı Saltukların yanısıra bu isimlerine yenileri de eklenebilmiştir. Bazan “Baba” ve bazan da “Abdal” tanımları ile de karşılaşılan bu kimseleri Aşıkpaşazade, dört sosyal zümrede topluyor. Bunlar; Gaziyazı-ı Rum (Savaşçı Sınıf) , Ahiyan-ı Rûm (Zanaatçı Sınıf), Abdalan-ı Rûm (Dini halk Sınıfı), Bacıyan-ı Rûm (Kadınlar Sınıfı)’dır. Bizim tespitlerimiz arasında her dört sınıftan isimlerde bulunabilecek ancak biz Bacıyan-ı Rum konularında ayrıntıya girmeyeceğiz. Esasen, gazi, alpgazi, gazi erinen, uçbeyi gibi tanımları ayrıntılı ve sağlıklı tasnif etmek zor olmaktadır. Bunlar bazen ufak farklarla ve bazen de ayrı tamamen aynı anlamda kullanıldıklarından birçok Horasan Eri, bu sıfatlarla tanıtılabilmiştir. Bunun için Horosan Eri tanımı da zaman zaman muğlâklaşabilmektedir. Alp Kara, 1119 yılında 800 taraftarı ile birlikte Denizli yöresinde Bizans’a karşı savaşmıştır. Mehmed ve Server Gaziler M. 1196 ve 1206 yıllarında Denizli’nin fethinde bulunmuş, halen Denizli topraklarında yatan iki gazidir. Yatağan Baba, Denizli’nin Karaağaç (Acıpayan) yöresinde yatmakta olan Osman Bey bir Anadolu Gazisidir. Kırca Baba Denizlinin Asi Karaağaç Ovasındaki Gazi erinenlerdendir.
Hınıs’ta, Kızılkurt Şehri, Abdal-Ali Yerli Baba, Şuşarda, Gökoğlan, Malazgirt’te Veli-Baba, Karlıova’da Kartalık Baba, Tembeği Şehidi, Kiği’de Bayındır Baba, Kara Baba, Varto’da; Kuru Baba, Hazır Baba, Köşkâ’r Baba, Mehmet Gazi, Meydan Şehidi, Şeteri Şehidi, Yedi Kardeşler, Gül Ahmet, Gül Mustafa, Köşker Baba, Karaboğa Şehidi, Saf Baba, Güller Şehidi, Uzun Şehit, Karlıova’da Kortalık, Şehidi’nin Horasan Eri oldukları ifade edilmektedir. Bu yörenin halkı Ecdatlarının Horasan’dan gelip buralara yerleştiğinin bilincindedirler. Her vesile ile Horasan’dan geldiklerini ifade etmektedirler. Meşhur Seyit Rıza döneminin hükümetine verdiği dilekçede “Bizden memnun değilseniz bizi geldiğimiz yere Horasan’a gönderin” demektedir. Bu tür iskân Ö.L. Barkan’ın ifade ettiği Kolonizatör. Derviş örneğidir. Liderleri ise şüphe yok ki Horasan Eri’dir.
Tunceli yöresinin Zaza Türkleri mahalli dilleri ile Abdal Musa’nın
“Biz Horasan ellerinden boydanız,
Musa gibi Lenterani deniriz.
Aslımızı sorar isen Hoydanız” nefesini bilmektedirler.
Anadolu’nun Türk İslâm yurdu olmasında rolü olan ulu kişilerin tespitinde zorluk çekilen hususlardan birisi de sahabelerdir. Anadolu’nun İslâm’a açılmasında Hizmeti olan kişilerden birçoğu için halk, İslam orduları ile geldiğini belirtmektedir. Haklarında fazla bilgi olmayan bu şahıslar Arap İslam Orduları ile de gelmiş olabilirler. Mesela Gaziantep’teki Davut Ejder (Dülük Baba) ve kardeiş Maraş’ta şehit düşen Malik Ejder bunlardandır. Bazı ulu kişiler Anadolu’da yatmakta olup çevrelerine tarikatları çatısında ışık tutmuşlarken, Gaziantep’deki Şeyh Osman Semerkandî, Buharalı Şeyh Hüseyin Türkmenistanî gibi evliyaların geldikleri coğrafya dikkate alınarak onlar için halk “Horasan Eri” teşhisi koymamış, ise onlar Horasan eri sayılmalı mı? Horasan Erleri, Ahmet Yesevi’den aldıkları icazet ile Anadolu’yu Türk-İslam yurdu yaparlarken, Bu görevlilerin zamanla postlarını terk ettikleri kimselerin bu görev şemasındaki yeri ne olmalı Horasan Erlerinin Anadolu’daki Piri kabul edilen Hacı Bektaş Veli’nin Bektaşi şeyhlerinden Gaziantep’teki Kurban Baba, Log Baba, Aydın Baba’nın yeri nasıl belirlenmeli. Halk tefekküründeki Horasan Eri’nin vasıfları çok ilginçtir. O, Anadolu’ya yönelince ilahi bir görev almıştır. Bu görev, ihmal edilmiş ve vazifeleri olmasına rağmen İsevi veliler tarafından sorunlarına ilgi gösterilmemiş halkın, ıstırapları ile ilgilenilmesini gerektirmektedir. Halk inançlarımıza göre Veli’nin adeta ahrette olduğu gibi bu dünyada da insanların sıkıntılarını çözme vazifesi vardır. Halk Horasan Eri’nin muhatabının da veli olduğunu kabul etmektedir. Ancak bunların bir kısmı adeta üçlerini iyiye kullanmayan uyarılmaları gerinekirse cezalandırılmaları gerineken kimselerdir. Bunun bu sonucu, Horasan Eri’nin geliş güzergâhını ve Veliler savaşının cerineyan edeceği alanı tayin eder. Bu savaşta halk ilahi güçleri olan kimseleri karşılamaktadır. Bu ilahi güç İslam veliler arasında da sınıflanmaya tabidir. Bunu velilerin karşılaşmalarındaki karşılıklı gösterdikleri mucizelerden anlıyoruz. Horasan Eri Anadolu’ya gelirken amacı, toprakları gasbetmek ve sade vatandaşı imha etmek değildir. Klasik istila olayı sergilemez. O bütün insanların aynı Tanrının kulları olduğuna, Allah’ın nimetlerinden yararlanma ve Allah’ın inayetine vasıl olmaya hak sahibi olduklarına inanmaktadır. Horasan Eri, Allah adına yaptığı fütuhatı ile kutsal yetkilerini iyiye kullanmayan bir takım İsevi velileri tesirsiz hale getirmiştir. Belki de bu zihniyetin bir sonucu olarak hangi dinden olursa olsun halk, bir kısım İsevi ve Muhammedî velilerine fark gözetmeksizin itibar etmiştir. Belki de bir çalışmada, Anadolu’nun manevi fetihleri incelenirken merkezinde; Konya’da Mevlâna, Eskişehir’de Yunus Emre, Ankara’da Hacı Bayram, Kırşehir’de Hacı Bektaş, Sinop’ta Seyid Bilal, Bolu’da Hayreddin Tokadî, Kayseri’de Seyyid Burhâneddin, Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli olan Veli halkaları Horasan Eri tablosuna daha renkli bir görünüm getirecektir. Anadolu’nun ilk manevî mimarları olan bu zevatın destanları halk arasında efsaneleşirken asırlar boyunca halkımız bunların mezarlarına ve isimlerine çeşitli sıkıntıları için başvurmuştur. Bir dönem, her Er’in çözüm getirdiği sorun muhtemelen belirli imiş. Giderek, kombine ihtiyaçlar için hepsi aranır olmuş, daha sonraki dönemlerde özellikle İslamiyet gerçeğine uygun olarak anlaşılınca ve modern tıbbın hizmetleri yaygınlaşınca, bunlar halkın sadece saygı ile yâd ettikleri yer yer de unuttukları kimseler olmaya başlamıştır. Bir dönem halk, bunlardan himmet beklerken giderek bunların makamında Allah’tan yardım dilenmeye başlanmıştır. Anadolu merkez olmak üzerine, Kafkasya ve Balkan’da yerleşen Horasan erleri için 300 yıllık bir zaman süreci belirlenirken bazı araştırıcılar Anadolu Abdalları olarak tanımladıkları bu kimseleri kalenderi Dervişleri olarak tanımlamaktadırlar. Bu bakış açısına göre; Yesevilik, Haydarilik, Cavlakilik, (Kelenderilik) ve Vefailik XIII. yüzyıl sufiliğinin isimleridir. Rum Abdalları XII-XIV. yüzyıllar hatta daha sonraki yıllarda da görülmüşlerdir. Abdal Musa, Kayğusuz Abdal, Abdal Mehmed, Abdal Murad, Sultan Şuca bunlardandır. Hacı Bektaş Veli tipinde olduğu gibi çıplak sufileri bugün resimlerde gördüğümüz gibi gerçeğinden farklı tahayyül etmiştir. Bunlar halkın kendilerine olan yaklaşımından faydalanarak kendilerini keramet ehli göstererek bir takım saf insanlara geleceğe dair haber verme, dileklerini gerçekleştirebilme yetenekleri olduğunu inandırıp geçimlerini sağlamışlardır. Bu tür sebepler Rum Abdalı denilen bu şahısların mezarları etrafında, Abdal, Baba, Dede ismiyle de anılan bir “kült” oluşturmuştur. Öncü dervişlerle akıncı beylerin farkını Fuat Köprülü ve Ömür Lütfi Barkan tartışmışlardır. Bu konuda Barkan; “Burada incelediğimiz dervişlerle 16. yy. eski şairlerinin bestelediği biçimde çıplak çıplak gezen, esrar yiyen, kaslarını, saç ve sakallarını traş ederek... Dolaşan dervişer arasında büyük bir fark bulunması gerekir” demektedir. Halk inançlarını esas aldığımız için bu teşhisler bizi fazla ilgilendirmemektedir. Biz halkı “Horasan Eri” teşhisini koyduğu yatırları halkın müracaat gerekçelerine göre tasnif edip tanıtmaya çalışacağız. Tasnifimizi, çocuk isteme, çocuğun yaşamasını sağlamak, kısmetin açılması, tedavi, bereket, yağmur istemek tarzında yaptık. Ancak edinebildiğimiz malzeme mahdut olunca, bunun şimdilik yeterli noktaya getirilemediğini de gördük. Halk lügatcesinde dini ululara verilen isimler itibariyle terimler de çok kere eş anlamda kullanılmaktadır. Kaynağa sadık kalınarak yapılan derlemelerde bu tabirlere de sadakat mecburiyeti doğmaktadır. Bu alanda yapılacak çalışmalar; ilerledikçe halk tanımlarının da tasnifi sağlanılacaktır. Ayrıca halk kahramanının düşmanını belirtirken “Haçlılar” tabirini kullanmaktadır. Kastettiği düşmanın Haçlı Seferlerini düzenleyenlerden ziyade, inancında haç olanlar anlamında olduğu tahmin edilmektedir. Çeşitli dileklerin yerine gelmesi ve kısmetlerin açılması niyetiyle ziyaret edilen Horasan Erleri: Melik Gazi
Kayseri Pınarbaşı, Melik Gazi köyünde yatmaktadır. Danişmentlilerin kurucusu Gümüştekin Ahmet Gazi’nin (Ö. 1105) on iki oğlundan birisidir. Haçlılar, Ermeniler ve Bizans’a karşı savaşmıştır. Halk türbesini, hastalıklarının tedavisi, çocukları olması ve çocuklarının yaşaması için ziyaret etmektedir.
Kahramanlıkları efsaneleşmiştir. Keramet sahibi bir kimse olarak bilinir. Kendisine iğne batırılması halinde hâlâ vücudundan kan çıktığına inanılmaktadır. Daha ziyade hasattan evvel ve sonra ziyaret edilmektedir. Ziyaretçiler Kur’an-ı Kerim okur, sandukasının etrafında dönenler de olur.
Şeyh Muştak
Çemişkezek İlçesi’nin Cebe Köyü Müştak mezarındadır. Halk çeşitli dilekler ve kısmet açılması için gelir. Kurban keser, ziyaret Perşembe ve Pazar günleri olur. Horasan’dan gelip buraya yerleşmiştir.
Abdülgani Hazretleri
Çemişkezek İlçesi’nin Cebe Köyü Mustak mezrasında babası Şeyh Müştak ile aynı yerdedir. Buraya çeşitli dilekler için gidilir. Halk Perşembe ve Cuma günleri ziyaret eder ve kurban kesenler de olur. Horasan’dan gelip buraya yerleşmiştir.
Sarı Saltuk
Tunceli ili Hayat ilçesi Sarı Saltuk dağının tepesinedir. Asıl ismi Seyyid Mehmet Buhari’dir. Halk çeşitli dilekleri ve kısmetlerinin açılması için ziyaret eder. Horasan Eri olarak mütalaa edilmektedir.
Ayrıca Diyarbakır’da Melik Ahmet Paşa Caddesi üzerinde Unkapanı yakınlarında Gülşehiler Tekkesi yanında Alp Erenlerden kabul edilen Sarı Saltuk’un türbesi vardır.
Omuzu Gürzlü
Kayseri’nin İncesu İlçesi, Sırtma Köyü sınırları içinde Evliya Dağı’nın eteğindedir. Eren’in Horasan Eri akıncılarından olduğu, Haçlı Seferlerine katıldığı ifade edilmektedir. Burası değişik niyet ve maksatlarla ziyaret edilir. Diğer ismi Omuzu Güçlü olan evliyanın çok iyi sapan artığı ve türbesi ile alay edenleri çarptığına inanılmaktadır.
Ağa içen Ziyareti (Seyit Mençek) Tunceli ile Hozat İlçesi Karabayır Köyü’ndedir. Horasan’ın Nişabur kentinden 666’da gelmiştir. H. 685 yılında Rum askerlerince şehit edilmiştir. Zehir verildiği halde ölmeyen 40 seyidin başı olduğu için kendisine (sere çellan) kırkların başı denilmektedir. Çeşitli ihtiyaçlar için gidilmektedir.
Karadonlu Can Baba; Türbe ve Tekkesi Divriği’nin Karageban Köyü Ömerli mezrasındadır. Sonbaharda hasat zamanı ziyaret edilmektedir.
Celal Baba; Kars Kalesi’nde yatmaktadır. XII. yy.’da Kıpcak-Gürcü istilasında şehit düşmüştür. Mezar çini kubbeli iken 1579’da Lala Mustafa tarafından nartılmış 1878 yılından sonra Rus istilası döneminde tahrip edilmiştir. Halk Horasan eri olduğu kanaatindedir. Eskiden çeşitli dilekler için ziyaret edilirdi.
Hasan-ı Harakanı; Kars’da Evliya Caminin bahçesindeki şehitlikte yatmaktadır. 1064 yılında şehit düşmüş, türbesi 1579 yılında yapılmıştır. Halk Horasan Eri olduğu kanaatindedir. Eskiden halk burasını çeşitli dilekleri için ziyaret ederdi.
Deli Baba (Veli Baba)
Horasan’a bağlı Aras bucağındadır. 1404 yılından evveline tarihlendirilmektedir. Muhtemelen Horasan Eri’dir. Bir dönem halk burasını çeşitli ihtiyaçlarını dilemek için ziyaret ederdi.
Kolu Açık Hacim Sultan
Asıl adı Recep’tir. Uşak ili Susuz mevkiinde gömülüdür. Hacı Bektaş Veli ile birlikte Horasan’dan gelmiştir. Hacı Bektaş’ın kendisine verdiği Bâtın Kılıç=tahta kılıç terbiyeci olarak görevlendirilmiştir. Halk bu eri çeşitli dilekleri için ziyaret eder.
Şeyh Ümmü
Develi’dedir. Horasan Eri olarak bilinmektedir. Türbenin yanındaki beyaz çalı, bacaklarda oluşan yaraları iyileştirmektedir. Hastalar Perşembe günü Sabah namazından evvel Çalıdan bir parça alıp kurumaya terk eder çalı kuruyunca yaranın da kuruyacağına inanılmaktadır. Buraya gelenler ilçenin kuzeyindeki delikli taşta da geçmektedirler.
Bakdur Dede
Kayseri Hacılar Kasabası’nın Sakar Bağları yolu üzerindedir. Horasan’dan kabilesi ile birlikte gelip buraya yerleşmiştir. Hacılar kasabasını kurmuştur. Daha ziyade kadınlar tarafından ziyaret edilmektedir.
Muharrem Dede
Isparta’nın güneyinde Sidre Tepesinin şehre bakan Sidre Membaının yanında yatmaktadır. Daha ziyade çeşitli dilekler için ziyaret edilmesinin hayrına inanılır.
Isparta’nın fethinde yararlılıkları görülmüş yedi ermiş kardeşte biri olduğuna inanılmaktadır. Bununla kurban kesilir, Cuma günleri ve Hacca gidilmeden evvel ziyaret edilir. Bir şahıs gördüğü rüya üzerine Türbesini yaptırmıştır.
Çocuğa kalamayanlar (hamile olamayanlar), çocuğu olamayanlar (düşük yapanlar) çocuğu yaşamayanlar, yürümekte zorluk çeken çocuklar, hasta çocukların gittikleri Horasan Erleri;
Sağaşık Dede
Isparta’nın Geyran Köyü yakınlarında Antalya yolu üzerinde yatmaktadır. Daha ziyade çocuğu olmayanlar ve çocuğu yaşamayanlar tarafından ziyaret edilir. Halk kendisinin Horasan’dan geldiğini rivayet eder.
Ayak Dedesi (Gök Veli Sultan)
Isparta’nın Çelebiler Mahallesi arkasındadır. Zatın asıl adı Şeyh Recep’tir. Yürümekte zorluk çeken çocuklar getirilir.
Yağan Baba
Pasinler’in Köprüköy Bucağı Yağan Köyü’ndedir. Asıl adı Özbek olup Kirman tarafından gelen Türkmenlerdendir. Yerleştiği yere adını vermiştir. M. 1048’e tarihli vakfiyesi, hakkında bilgi vermektedir. Bayılmalar ve iç sıkıntılar gelmektedir. Halk bu velinin de Horasan Eri olduğu kanaatindedir.
Horasan Baba
Horasan İlçesi’nin ilçe merkezindedir. Horasan’a Türkistan tarafından gelmiş evliyalardan olarak bilinir. Vakfiyesi M. 1048 tarihini taşımaktadır. Buraya çocuk istenildiği zaman gelinmektedir.
Söylemez Baba
Karayazı’nın Söylemez Bucağı’nda Aşağı Söylemez Köyü’ndedir. Burası beden ve ruh hastalıkları bilhassa da çocuk hastalıkları için ziyaret edilmektedir. Horasan Eri olabileceğine ihtimal verilmektedir.
Söylemez Ana
Karayazı’nın Söylemez Bucağı Aşağı Söylemez Köyü’ndedir. Bayılma ve Akıl hastalıkları, bu arada çocuk hastalar getirilmektedir.
Yağmur Yağması İçin Müracaat Edilen Horasan Erleri:
Samağır
Kayseri-Bünyamin Samağın köyünde bir tepenin üzerindedir. Melik Gazi’nin komutanlarından Abdurrahman Gazi’nin türbesi de buradadır. Halk bu Eren’i yağmur duası için ziyaret etmektedir. Samağır isminin Gazi Askerlerine “Salma kır” komutu vermesinden kaynaklandığına inanılıyor. Halk eskiden burada kurban keser mum yakarmış, bugün sadece namaz kılınıyor.
Dev Ali
Kayseri-Develi’dedir. Alparslan’ın komutalarından iken Dev Ali Kalesi’nin fethinde şehit olmuştur. Burası yağmur duasının yanısıra çocuk isteme için de ziyaret edilen Eren mezarlarındandır.
Dev Ali sağ eli ile kale kapısını sökmüştür. Halk, Dev Ali’nin bazı mübarek geceler de kalkıp namaz kıldığına inanmaktadır. Abdest alabilmesi için türbeye testi ile su konulmaktadır. Burası daha ziyade Hıdrellezde ziyaret edilir.
Ebce Sultan
Kayseri-Develi Ebce Köyü’ndedir. Bu köyü Ebce Sultan’ın kurduğu ifade edilmektedir. Menkıbesine göre Ebce Sultan ile Havadan Köyü’nde yatan Eren kardeştirler. Her iki Horasan Eri’ni halk yağmur duası için ziyaret etmektedir. Namaz kılıp kurban kesildikten sonra Türbe sandukasındaki kuvvet taşına ağrıyan yerini sürmektedir.
Sultanın uzaktaki bir taşa gem vurarak taşı binip sürdüğü rivayet edilmektedir.
Turesan
Kayseri’nin İncesu İlçesi ile Ürgüp’ün Başköyü arasında Tekke Dağı’ndadır. Horasan’dan gelip burada İslam’ı yaymak için Tekke kurduğu veya Kayseri Fathi Turesan Bey olduğu rivayeti vardır. Halkın buraya öncelikli yağmur duası ve ayrıca şifa bulmak için geldiği ifade edilmektedir. Türbesinin hemen önündeki düz taşlarda şeyhin namaz kıldığı ve taşlardaki aşınmanın namaz sonucu olduğuna inanılmaktadır. Tekkenin odalarından birinde bir insanın sürünerek geçebildiği bir menfez vardır. “Günah Deliği” denilen menfezden geçenin günahının affedileceğine inanılmaktadır.
Mikdat Dede
Kayseri-Talas İlçesi Sakaltutan Köyü’ndeki bu Horasan Eri’nin Melik Gazi’nin Piri olduğu ifade edilmektedir. Burayı çocuğu olmayanlar, çocuğu durmayanlar ve çeşitli hastalıklar ziyaret etmektedir. Eskiden buraya yağmur duası için de gelinirdi.
Tedavi için türbeye gelenler 2–3 gün türbede yatmaktadırlar. Rüyalarında Aksakallı bir ihtiyar kendilerine yardımcı olmaktadır. Eskiden türbede çok uzaklardan görünen bir ışığın yandığı ifade edilmektedir.
Mahmud Gazi
Denizli’nin Çal İlçesi Mahmud Gazi Köyü’ndedir. Yağmur duası için gidilmekte idi. Halk bu yatırın Horasan Eri olduğuna inanmaktadır.
Hızır İlyas
Develi’nin güneyindeki tepenin üzerindedir. Çocuğu yaşamayanlar ve darda kalanlar tarafından ziyaret edilir. Hıdrellez Bayramları burada kutlanır. Yağmur duası için buraya gelindiğinde kurban kesilir. Horasan Eri olarak bilinmektedir.
Halkın sadece saygı duyarak ziyaret ettikleri ve Horasan Eri olduklarına ihtimal verilenlerdendir.
Seydi Mahmut Hayrânî
|