GİRİŞ:
Türk Kültüründe helvanın çok eski bir geçmişe sahip oluşu doğaldır. Zira helva, Göçebe Bozkır Medeniyeti’nin bir ürünüdür. Yapılması pratik, muhafazası kolay, gerekli malzemesi mahdut bir besindir. Kavut ile ev helvasının hazırlanması adeta aynıdır. Bu itibarla da sadece sıradan bir yiyecek değil adeta Türklerin mutluluk ve keder yemeğidir.
Türk kültüründe helvanın diğer önemli fonksiyonu inanç boyutundan gelmektedir. Eski Türk dini olan Tengricilik’te ruhlar/ata ruhları önemli bir yer tutmaktaydı. Hayat ölümle bitmiyor, devamlılık arz ediyordu. Bu ve öteki dünya iç içe idi. Ruhların yardımının alınabilmesi veya onlardan gelebilecek zararlardan sakınabilmek için bir takım uygulamalar yapılıyordu. Koku çıkarmak bunlardan birisi idi. Helva da hazırlanırken koku çıkaran bir besindir. Türk halk inançlarında koku faslı ayrı bir bahis olmakla beraber konumuzla ilgilidir.
Böylece denilebilir ki helvanın Türk kültüründe kod oluşturması Atlı Medeniyetin bir taam türü olması ve bu medeniyetin inancı olan Ten gricilikte de koku itibariyle yer almasındandır. Bu bakımdan helva Türklerin girdikleri Musevilik, İsevilik ve Muhammediyat’ta da yeni şartlarda varlığını sürdürmüştür. Biz bu kısa girişten sonra Karadeniz çevresine öncelik vererek Türk halk kültüründe helva üzerinde duracağız. Bilindiği gibi sözlü kültür, bozkır medeniyetinin ürünüdür. Bu itibarla oradan başlanılabilir.
METİN:
Anadolu’nun Türkler tarafından fethi döneminde Bağdat yakınlarında bir şehrin kuşatılmasında Selçuklu hükümdarı, feodal beylere dayanışma için haber gönderir, aldığı cevapta “yardım ederiz ama şehirdeki helvacıları bize vereceksiniz” olur.
Helvaya tuz konulması konusunda tereddüdü olan bin hanımın “tuzsuz helva gibi ne yayılıyorsun” demesi ile ilgili hikâyecik meşhurdur. Anadolu’da “Helvacı Dede” yatırı ve menkıbesi vardır. Anadolu ve Azerbaycan’da ölüm kastedilerek “Babanın helvasını ne zaman yiyeceğiz” denir veya beddua edilirken “kara gününde helvanı yesinler” denilir. Birçok ağıtımızda helva doğal olarak yer alır.
Muhtelif vesilelerde değineceğimiz gibi, Dede Kültü, Anadolu Türkmenlerinde de vardır. Adana yöresinde, vücudunun herhangi bir yerinde ağrısı olan veya vücudunu böcek ısırmış olan kimse, parmağını dilinin ucu ile ıslatıp “Ya Dede Un” der. Makedonya’nın Bahçeova köyünde yatmakta olan Ömer Baba’nın efsanesine göre, Ömer Baba zaman ve zeminle kayıtlı olmaksızın hacdaki ağasına helva götürebilme mucizesini göstermiştir. Bu efsane Anadolu ve Türk Dünyası’nın diğer kesimlerinde de çok yaygındır. Tunceli’de Munzur Baba’nın, İzmit’te Selim Baba’nın efsaneleri bu türendir. Daha ziyade çoban efsanelerinde rastlanır. Ulu kişilerin kerametlerinde, beslenme ve gıda maddeleri ile ilgili hususlara da çok rastlanır. Makedonya’nın Dedeli Köyü’nde Şeyh Elbas Efendi, ayağının altında karanfil, dizinde asma yaprağı ve gül kerameti göstermişti.
Hacı Baba efsanesi Türkiye’deki Munzur efsanesinde olduğu gibi, hacda Hacı Baba’nın canının dolma isteğinden bahisle uşağı memleketteki hanımına dolma yaptırıp götürür. Sonradan Hacı Baba’nın bu isteğinin uşağa ayan olduğu ve ağasına dolmayı ulaştırdığı anlaşılır. Ayan olmak halk tasavvufunda önemli bir motiftir. Munzur Baba efsanesindeki “helva” motifi Hacı Baba efsanesinde yerini “dolma” ya bırakmıştır. Hacı Baba kendisini ziyarete gelenlere “Beni değil onu ziyaret edin. Gerçek hacı odur” der. Sırrı anlaşılan uşak kaybolur veya ölür. Böylece halis insanların Allah indindeki itibarı anlatılmış olmakta ve sır sahiplerinin sırlarının açıklanmaması gerektiğine inanılmaktadır.
Erbil’deki Hacı Baba Efsanesi, Munzur’daki Munzur Baba Efsanesi gibi zeminden münezzeh olma üzerine kurulmuştur. Her ikisinde de köydeki çoban Hacıdaki ağasının canının helva çektiğini hisseder ve onu aynı gün hem köyünde ve hem de hacda hacılar arasında görürler.
İran’ın Dümbülü, Afşar, Bayat ve Giresunlu Türk boylarının yaşadığı Güney Azerbaycan’ın Hoy Bölgesinde Çille Gecesi akşamı Güz mevsiminin sonunda en uzun günün gecesinde kışın ilk 40 günü Büyük Çille, İkinci kırk günü Küçük Çilledir. Kış mevsimi için saklanan meyve, çerez, şirni çıkarılır. Çilli sofrası hazırlanır. Bu sofra da iki tür de helva bulunur. Bunlardan birisi herkesçe bilinen helvadır. Diğeri “Peşmek”dir. Peşmek bir tür Tel helva’dır. İranlı Türklerin Türkiye’ye getirip meşhur ettikleri Pişmaniye de bir Türk helvasıdır.
Avaraklarda bir baba ölmesi halinde onun oğlu bulunduğu yerden çıkıp gelmeden o baba defnedilmez, oğlun gelmesi muhakkak beklenilir defin daha sonra yapılır. Ölünün 3’ü, 7’si ve 40’ı yapılır. Kırk gün her Cuma ölünün ruhuna helva yapılır. Ölüm olmasa da cumaları helva yapılır. Rüyasında bir mevtasını gören Avarak pilav ve helva hazırlar dağıtır bir parçasını saklar. Böyle hallerde pişirilip dağıtılan hiçbir şey değil sadece helvanın öbür dünyada ona hayrının dokunacağı inancı vardır. Nitekim ölen birisinin ismi anılır ise, onun ruhuna helva çalınır/Kavrulur/pişirilir.
Genelde ölen bir kimsenin ismi anılmış ise “rahmet istedi denir, rahmetle anılır çok kere de fatiha okunup ruhuna gönderilir. Helva yapılıp geçmişlerin ruhuna gönderme genel bir uygulamadır. Avarak halk inançlarından yapılan bu tespit, adeta helva ile Fatiha süresinin ölmüş kimsenin ruhu için eş değerde tutulmuş olmaktadır.
Rodos Türklerinde halk İbrahim Paşa Camiinde Bayram Namazlarını kılar ve hemen akabinde Hafız Ahmet Paşa Kütüphanesinde toplanırdı. Kütüphanenin bahçesinde kurban kesilir. Buradaki Hicaz Tespihini 20 kişi çekerdi. Bayramlaşmaya gelenlere “Bayram Helvası” ikram edilirdi. Şimdikilerde helvanın yerini çikolata almıştır.
Malatya Darende de ölü yası kırk gün sürer. Ölü aşı ölünün evinde yenir. Komşular bu eve 7 gün yemek taşırlar. Yedi gün sonra ocak yakılır. Ocakta ilkin helva kavrulur. Koku çıkarılır. Konu komşuya helva dağıtılır. Ölü Aşı’na Ölü Helvası denildiği de olur. Türk kültür coğrafyasında yas bayramına Kara Bayram denilirken Erdebil’in “Kara Helva” diye bilinen ünlü bir helva türü vardır.
Kuzey Afganistan (Güney Türkistan)’da doğum yapmış kadının kırkı çıkıncaya kadar etyemez, kırklı çocuğunu yumaz (yıkamaz) böylece cinlerden korunduğuna inanılır. Anadolu Türklerinde bazı yörelerde daha ziyade Torosların bir kısım Yörüklerinde kırkı çıkmamış kadının bulunduğu eve et girmez, çiğ et kırklı evin üst tarafından da geçirilmez. Benzeri inançlar Özbek Türklerinde de vardır. Bu inançtaki incelik koku ve yanıltma ile ilgilidir.
Lenkeran Talişlerinde ölümün ilk gününden itibaren 40 gün kadar her gün molla gelir. 7. güne kadar yemek verilir. Yemeklerde muhakkak helva bulundurulur. Ölünün bulunduğu yere ölü kaldırılınca taş konur, ölü hayattan/evin bahçesinden çıkınca ardı sıra o taş atılır. Ölü mezarlığa oğulları, torunları yoksa kürgeninleri / damatlarının ciğninde /omzunda götürülür. Ölü er kişi er, kadın kişiyi de kadın yuyucu yuyar. İnanca göre her Müslüman’ın boynunda 7 din kardeşini yumak/yıkamak görevi vardır şeklinde bir inanç mevcuttur. Öbür dünyaya ‘Kızı yuyan ana gelip/Kızı tarafından yıkanmış anne gelmiş’ denilmesi dinen bir itibardır. Ölü mezara indirilmeden evvel 3 defa yukarı kaldırılıp indirilir ve Allahu Ekber denilerek mezara indirilir.. Aynı gün akşamı ölünün patlarından /giysisinden bir parça yakılır, yakılmaması halinde ölünün ruhunun gitmeyeceğine inanılır. Ölünün kabri üzerine 40 gün supare/sofra konulur, Kur’an okunur. İnanca göre ölüye eli deymiş olan kimse meyit gusülü almalıdır. Lenkeran Talişlerinde hanımlar mezarlığa 40 ında, yılında giderler. Ana, evladının mezarına ya Kur’an’la ‘vey ekmekle’ gitmelidir. Çünkü evlat ananın huzuruna elinde ekmek olmassa baş aşağı getirilir/görünür. Erkekler ise her Cuma ve Çarşamba günleri mezar ziyareti yaparlar. Ebeye mama denir ve mezarı da saygı celp eder.
Elbise yakmak da bir bakıma koku çıkarma içerikli bir inançtır. Bazı yörelerde tütsü çıkarmak için elbise parçası yakıldığı olurdu. Nazar giderme ve nazar ediciyi tespitte de elbise yakma uygulamaları vardır.
Padarlar’da ölüm çok büyük bir felaket olarak algılanmaz, normal bir olay doğal bir süreç olarak algılanır.. Çok abartılı dil diyip ağıt yakıp) ağlamak yoktur. Yas bir haftadır. Yas evinde kara giyilir. Ölen genç ise kırmızı giyilir. Yasta helva yapılır. Helvanın adı çekilmez, (helva kelimesi telaffuz edilmez) helvanın adını çekenin helva yapması gerektiğine inanılır. Kadınların kabir üste gitmesi, cenazenin olduğu gün cemaatle mezarlığa gitmeleri uygun bulunmaz, günah sayılır. Erkekler bayramlarda kabirleri ziyaret ederler. Sık kabristana gidenin yakının yakınının öleceğine inanılır.
Padarlardaki helva isminin zikrinin yasak sayılması cezayı gerektirmesi çok önemli bir bulgu olmalı. Zira halk inançlarında kendisinden sevgi veya korku nedeniyle çekinilen varlıkların isimleri yerli yersiz destursuz söylenilmez. Bunların imleri tabu olarak algılanır. Helva isminin memnu taamlardan sayılması, kokusu itibariyle mistik içerik sahibi olması ile izah edilebilir.
Sarıkamış Çerkezlerinde de helva kavurmak ve dağıtmak inanç ve uygulamaları vardır. Helva cenazenin olduğu gün ve ölünün yılına kadar her Cuma günü yapılır, komşulara dağıtılır. Ayrıca Cuma günleri pişi de yapılır. “Cuma günleri yağ kokusu çıkarılmalı” denilir.
Helva Kıbrıs’ta İrmik Helvası olarak yapılır. Ölünün ilk Cumasında hazırlanıp camiye, çocuk yurtlarına ve yaşlılar evine gönderilir.
Bektaşiler ölünün 3, 7, ve 40. günlerinde Kurban tığlar ve 7 ile 40. günlerinde de helva yaparlar.
Anadolu’nun bazı yörelerinde ölünün 3.7.9 ve 40. günlerine ilaveten 52. günü de yapılır. Bu günlerde hayır işlenir, lokma dağıtılır, helva kavrulur. Bunun adı “Hayır Helvası”dır. Bunlar hazırlanırken koku çıkaran yemeklerdir.
Kıbrıs Türklerinde cuma akşamları “Zeytin Tütsüsü” yapılır. Bu maksatla zeytin yaprağı kullanılır. Kullanılan zeytin yaprağı sayısı dokuza kadar varabilmekte ancak tek sayılardan birisi olmalıdır. Bu tütsü cenazelerde yapılan Öd Ağacı Tütsüsü’nden farklıdır. Bunda buhurdanlık kullanılır. Buhurdanlık odalarda dolaştırılır ve sonda kalan kısmı dışarı dökülür. Dolaştırma esnasında;
“Çatık kaşlıdan
Mavi gözlüden
Seyrek dişliden
Kimin gözü var ise
Gözü çıksın kaybolsun” denir. Bu özelliği ile üzerlik tütsülemelerini andırmaktadır.
İran’da yaşayan Karapapah Türklerinin Türk kültür coğrafyasının Nevruz/Yenigün kutlayan diğer halkları gibi kutladıkları dört Çarşamba vardır. Bunlardan üçüncü Çarşamba’da baş sağlığına gidilir. Yaslı aileler ziyaret edilir. Onlarla birlikte mezar ziyareti yapılır. Mezarlıkta hayır işlenir. Bu arada Hurma ve helva da dağıtılır. Biz İran’ın Kum Şehri şehitliğinde hayır işleme adına dağıtılan helvadan tadıp fatiha okuduk.
Azerbaycan Hınalık Türklerinde Bağa kurt düşmesin diye dua, muska yazdırılır. Bağ dikim işlemi veya hasat başlayınca , “Sürfe verme” inancı vardır. Sürfe/Sofra vermek veya sofra açmak yemek ikram etmek anlamına gelir. Ayrıca helva pişirilip paylaşılır. Sürfe vermek hemen hemen her işin başında yapılır. Sürfe vermek bir sadaka türüdür. Ekinde ve hasatta olur korunmak ve şükrü ifade eder. Bağ bozumu zamanı bu tür uygulamalar Yahşihan-Kırıkkale’de de yapılırdı.
Makedonya Türklerinde tarikatlarda zikir ve ilahilerle, tekkelerde sene-i devir yapılır. Ölünün 7. ve 40. geceleri ayrıca kandillerde helva yapılır. Kandil simidi gibi “Kandil Helvası” da vardır.
Türkmeneli’nde çocuğu yaşamayan kadın, hamile iken çocuğu için hazırlık yapmaz. Bir çarşafa bürünür, yüzünü peçe ile örter, konuşmadan elini çarşaftan çıkarıp para dilenir. Onun avucuna para koyan “Allah muradını versin.” der. Topladığı para ile ekmek ve helva alır, komşularına dağıtır. Bazen de imama gider, dağıttırır. “Bir çocuğum olsun yedi kapı dileneyim” diye dua eder. Dilenmek Türk kültürlü halklarda bir kottur.
Özbek Türklerinde doğumun çok zor olması halinde bir tavuk alınır, üç defa annenin etrafında dolandırılır, sonra kesilen bu tavuğun kanı annenin etrafında dolandırılır, daha sonra kesilen bu tavuğun kanı annenin ve çocuğun alnına sürülür. Başına dolanmak motifi burada da karşımıza çıkmaktadır. Kurban kanının ilginin anlına sürülmesi ile kurbanın sahibine işaret edilmiş olunur.
Özbeklerde, dünyaya gelen çocuğun annesini 3. günde ve babasını da 5. günde tanıdığına inanılır. 5. günün akşamı evde un helvası yapılır. Çözme (Gözleme), sebze çorbası (lağman) pişirilir. Doğumunun 3., 7. ve 9. günü geçtiği halde çocuk ölmezse babası yemek yaptırıp dağıtır.
Özbekistan Türklerinde doğan her çocuğa Beşik Toyu yapılmakla birlikte, daha ziyade bu toy ailenin ilk çocuğuna yapılır. Mütevazı toyların yanında çok büyük toylar da olur. Yavru, kız ise beşik toyunda helva yapılır, böylece evin bereketinin artacağına ve 7 atasına rahmet gideceğine inanılır. Oğlan evlât daha muteberdir. Oğlan, devlet başı, sülâle devamcısı, yurt müdafii, el himayecisi olarak, bilinir. Bu bulguda helva bereketin saçısı görünümündedir.
Tasavvufta, helva ve şerbet, özellikle şerbet dervişi ilerletmek içindir. Helva, öncekilerin yardımını celp etmek içindir. Nahcıvan- Keleki’de helva kavurma bir nevi sadaka saçıdır. Hayır, işlenme, sevindirme vesilesidir.
Özbek, Türkmen ve diğer Türk boylarında yemek pişirilirken ataların ruhunun şad olması için ateşe bir miktar yağ dökülür. Yağda helva gibi kızartılıp kavrulduğu zaman koku salan bir besin türüdür. Adeta yiyecekler ateş iyesi ve Ata ruhu ile paylaşılış olunur.
Eski Türk inançlarının günümüze kadar gelen uzantılarında güzelliğin görünmeyen kem güçlerden korunması hususu vardır. Nazar, günümüzde tekin olmayan gözlerden korunmadır. Gelinlerin, yüz görümlüğü olmadan yüzlerini açmayışları, açmaları halinde abırsızlık yapmış olacakları bu inancın bir tezahürüdür. Halk arasında abırsızlar için “yüzü kızarmadı mı” denir. Helva ve Katlama keza saçı (kansız kurban)dırlar. Helva pişirilerek koku yaymak da Kara İyelerden korunmak ak iyelerin yardımını celp etmek içindir. Ateşe yağlı çaput atmak Ocak İye’ne sunulmuş bir saçı olup Göktanrı inanç döneminin bir tezahürüdür. Uygulamanın, namazla bitirilmesi ise, eski inanca İslâmî bir kılıf geçirilişidir.
Avarlarda gelinin bereketi için, oğlanın bacısı/görümcesi Pirinç helvası veya Tel Helvası yapar, bu helva bir tepsi içerisinde hazırlanır. Bu tepsi gelin ve damadın başı üzerinde 3 defa döndürülür daha sonra gelin atla gelmiş ise atın, araba ile gelmiş ise arabanın etrafında 3 defa tavaf edercesine döndürülür.
Zaza Türklerinde ölüm olduğu zaman Türk kültürlü diğer halklar gibi 3 gün yemek yapılmaz. Komşular yemek yaparak getirirler. İlk Cuma günü bütün köy halkına evde yapılan “Un Helvası” ve ekmek dağıtılır. Kuzey Irak Türkmenlerinde ölünün 3. ve 52. gününde helva yapılır ve hurma ile birlikte dağıtılır.
İran’da yaşayan Ehl-i Hak inançlı Müslüman Karakoyunlu Türklerinde halk inançları genel Türk halk inançlarından fazla farklılık yansıtmazlar. Ölüler evlerde, hayat (bahçe) larda ve Kara çadırlarda yıkanırlar. Yas merasimi üç gün sürer. Birinci günün akşamı helva “ölü helvası” ile mezarlığa gidilir mum yakılır ve Fatiha okunur.
Özbekistan Türklerinde ölünün ardından bir süre Perşembe günleri pilav yapılır. Buna “Perşembelik” denir. Ayrıca “Hudalık kılmak” uygulaması vardır. Buna göre ölü evi, ölüsünün ardından ölümün 3,7. 20 ve 40. günlerinde helva ve yemek verir.
Safranbolu’da Helva, bayram akşamları ve ölümün 7’sinde yapılır. Helva “acıyı dağıtmak” için verilir. Ancak ölümün öldüğü gün helva verilmez. O gün sadece ekmek verilir. Başsağlığına gelene “güle güle” denilir. Ancak “yine buyur” denilmez. Ölü evinden çıkmadan evvel, ölünün en yeni ayakkabısı muhakkak işlek bir yolun ağzına konur. Ayakkabıların kapı eşiğene koyulduğu da olur ki bu bir duyuru tarzıdır.
Ahtacılar’da Ağı/Ağıt sadece yasta olur. Ahtacı yasında kadın kişiler ve er kişiler ayrı ayrı otururlar. Ağıyı avratlar söyler. Erkekler yasta oturup kalkar tekbir getirirler. Ahtacı ölümlerinde ölen çok yakınları ise kadınlar saçlarını yonar yüzlerini çırarlar/tırnaklarlar ölünün 3’ü, 7 si, Cuma akşamları, ili/yılı, senesi yapılır. Cemaat toplanır, Yasin okunur, helva yapılır.
Uygurlarda Nevruz Heyt/Nevruz İyt/Nevruz Bayramı çok şatafatlı geçer, en güzel yemekler bu bayramda yapılırlar ve bu bayram 3 gün sürer. Nevruz Seyiri/Gezintisi yapılır. Cıdır/cirit, horoz dövüşü, çepiş oğlak/buşkaşi, ok atma, şiir yarışları yapılır. Helva nevruzda olduğu gibi daha ziyade diğer bayramlarda yapılır ve yemek masalarında hükmen/muhakkak bulunmalıdır. Bu arada Uygurlar da halk kurtu ataları olarak bilir. Bir Uygur atasözüne göre ‘Ayrılanı ayı yer bölüneni kurt’
Rodos’taki Fethi Paşa Vakıfnamesinden edinilen bilgiye göre, varidattan yirmi kuruş sarfı ile kütüphanedeki çalışanlara “Gaziler Helvası” yaptırılıp Tevhidi-i Şerif okunması sonunda bu helvanın fukaralara yedirilmesi istenilmiştir.
Güney Azerbaycan’da yaşamakta olan Afşar Türkmenlerinde yılın ilk perşembesi Berat Gecesi gibi kutsal kabul edilir. İlk Perşembe günü herkes mezarlığa gider. Burada Karapapahlar’da olduğu gibi hurma ve helva türünden şeyler dağıtılır.
Güney Azerbaycan’ın Afşar Türkleri yılın son çarşambasında “Eğirdek” yaparlar. Eğirdek yağda kızartılmış ufak yağlı ekmektir. Bunun için ilkin un yağda kızartılarak helva yapılır. Yufka ile doşap (üzüm pekmezi) karıştırılıp top biçiminde köfte yapılır. Buna “müçe” denir. Yapılan bu hazırlık halk arasında dağıtılır. Anadolu’da peynir dürümü gibi helva dürümü de yapılır. Hıdrellezde piknik sepeti için hazırlanan “Ev Helvası” yassı köfte gibidir.
Gürcistan Karapapah Türklerindeki bir inanca göre ölülerin ruhuna Cuma günleri Kur’an okunmasının sebebi Kuran’ın Cuma günü gelmiş oluşundandır. “Gözü Ocakta olan ruhların ihsanına belirli günlerde helva kavrulur”.
Doğu Anadolu’da kavrulmuş helvanın kokusunu alanın helvadan yemesinin de sevap olacağı inancı vardır. Böylece yiyen de ölünün ruhu için hayır işlemiş olmaktadır.
Afganistan Türkmenlerinde Kızıl yüz uygulaması yapılırken helva ve katlama pişirilirken ocağa, yağa bastırılmış dört parça çaput atılır. Böylece ki için niyet edilmiş ise onun sabırlı hayatı olacağına inanılır. Daha sonra niyet sahibi iki rekât namaz kılıp dua eder.
Bayır-Bucak Türkmenlerinde Cuma akşamları Pohur “ada çayı” yakılır, mevtaların ruhuna Allah rızası için Yasin okunur. Pohurun kokusunun 7 komşuya ulaşması istenir. Kokunun ulaştığı komşu salâvat getirir. Böylece sevap kazanıldığına inanılır. Cuma akşamları helva kavurmak, komşulara dağıtmak, kokusunun duyulmasını sağlamak Türk halk inançlarında çok yaygındır. Şam yöresi Türkmenlerinde Cuma akşamı helvası yapılır.
Özbekistan’da ölünün ardından bir süre Perşembe günleri pilav ikramı yapılır. Buna “Perşembelik” denilir. Ayrıca “Hudalık Kılmak” uygulaması vardır. Buna göre ölü evi, ölüsünün ardından, ölümünün 3, 7, 20 ve 40. günlerinde helva ve yemek verir.
Karay Türkleri de sevinç günlerin de olduğu gibi matem günlerinde de halka helva dağıtırlar. Cenaze defnedilip geri dönülünce Kara Helva Udur /Matem Helvası verilir. Ölümün kırkıncı gününde Ak Helva/ Renkli Helva verirler. Karaylar düğünlerinde de davetlilerinde de Ak Helva ikram ederler.
Bayır-Bucak Türkmenlerinde Cuma akşamları “Pohur/Ada Çayı” yakılır. Mevtanın ruhuna Allah rızası için Yasin okunur. Pohur’un konusunun 7 komşuya ulaşması arzu edilir. Kokuyu alan kimse salâvat getirir. Böylece sevap kazanıldığına inanılır. Şam yöresi Türkmenlerinde ise buna paralel olarak helva da kavrulur.
Kuzey Irak’ta Türkmen ve Kırmançlar da Hıdrellez de Kurban kesilir ve helva yapılıp dağıtılır. Buna “Helva Hayrı” denir.
Bayır-Bucak Türkmenlerinde Cuma akşamları Pohur “ada çayı” yakılır, mevtaların ruhuna Allah rızası için Yasin okunur. Pohurun kokusunun 7 komşuya ulaşması istenir. Kokunun ulaştığı komşu salâvat getirir. Böylece sevap kazanıldığına inanılır. Cuma akşamları helva kavurmak, komşulara dağıtmak, kokusunun duyulmasını sağlamak Türk halk inançlarında çok yaygındır. Şam yöresi Türkmenlerinde Cuma akşamı helvası yapılır.
Bulgaristan Türklerinde “Göçe Aşı”, “Ot Bitesi / Pidesi” gibi özel yemekler yapılır. “Yağ Kokutulur” Özel yemekler yapılması Hıdrellez / Hıdır Ellez Bayramının özelliklerindendir. Anadolu ve Azerbaycan Türklerinde de bu uygulama vardır. Yağ kokutulması Pişi ve Lokma yapma yanında Helva Kavurma şeklinde de yapılmaktadır. Anadolu’da bu uygulama Cuma günlerinin yanı sıra kandil geceleri de yapılır. Helvanın unu kavrulurken ve helva tadılırken geçmişlerin ruhuna fatiha okunur. Bazı yörelerde bu helvadan 7 komşuya dağılması gerektiği inancı yaygındır. Kutlu gecelerde kendisine helva gönderilen tabağı geri gönderirken tabağı yıkamazlar. Aşure tabağının yıkanmayacağı inancı ile birlikte düşünülünce helva ile aşure aşı inanç itibariyle denk düşünülmüştür. |