Nufrettin KAHRAMAN Nufrettin KAHRAMAN
  
 
    
 
   DUYURULAR
- 

 

 
   İSTATİSTİKLER
 
    Bugün Hit: 13
 
    Toplam Hit: 23639
 
 
 - Diyarbakır ve Çevresi Örnekleri ile Halk İnançlarında Tavaf-Dönme (12.05.2008)

   DİYARBAKIR VE ÇEVRESİ ÖRNEKLERİ İLE HALK İNANÇLARINDA

                                               TAVAF/DÖNME

 

                                                                                                         

                                                                                             

GİRİŞ:

 

            Biz bu bildirimizde, Türklerin eski inanç sistemleri olarak bilinen, Gök Tanrı/Ulu Tanrı İnancı’nda da  uygulama  örneklerini görebildiğimiz ve İslami dönemde de varlığını sürdüren tavaf veya dönme, dönülme  inanç ve kavramı üzerinde duracağız. Bu inancın insan hayatının çeşitli safhalarına yansıyışını karşılaştırmalar yaparak örnekleyeceğiz. Sözlü kültürün yanı sıra, sadaka, sağaltma ve yas merasimleri gibi uygulamalar üzerinde duracağız. Tespitlerimizi Diyarbakır’ı merkeze almak suretiyle Türk dünyasının muhtelif yerlerinden derlenilen bilgilerle karşılaştırmak suretiyle değerlendirmeğe çalışacağız. Tavaf inancının; inanç sisteminin kapsamında bulunan, adanma, güç alma veya verme, sığınma veya korumaya alma gibi, kültler, kotlar tema ve motiflerle olabilecek bağlantıları üzerinde durmaya çalışacağız. Böylece halk inanç kültüründe yaşamakta olan bu konudaki tespitlerimizden hareketle ortak paydayı  tartışmaya açacağız. Diyarbakır halk inançları kültüründen yolu çıkarak geniş bir çevreyi taramayı amaçlamaktayız.

 

            Bildirimizde geçen Türk halk inançları ifadesi ile her hangi bir ırkı veya kavmi değil Türk kültürlü halkları kastediyoruz. Bize göre Türklük bir kültürel olgudur. Bu olgu birlikte yaşayan halkların eseridir.

 

METİN:

            Kuzey doğu Anadolu’da Kars ve çevresinde sadaka verileceği zaman “başın gözün sadakası olsun” denilir. Bu ifade Diyarbakır, Malatya ve Elazığ gibi daha bir çok yerde yaşamaktadır. Geçmişte büyüklerimiz sadaka verecekleri zaman başımızın etrafında dolandırır sonra fakire verirlerdi. Azerbaycan’da bu uygulama başına fırlandırmak olarak yaşıyor. Çok eskiden fitre verecek kimse fitreyi alacak olan kimseye üç defa aldın kabul ettin mi der ve alan da aldım kabul ettim derdi. Çok daha eskiden 1930’lu 1940’lı yıllarda fitrenin de başa dolandırıldığını duymuştum. Bu uygulamayı din adına doğru bulmayanlar da vardı. Ölen bir kimsenin fakire verilecek olan geride kalan bir kısım eşyaları fakire verilmeden evvel yetimlerinin başına döndürülürdü. Anadolu’nun bir çok

                                                                                                                                           Yerinde bu arada Diyarbakır ve çevresinde bir kaza atlatan kimse vereceği sadakayı başı etrafında dolandırırdı. Nahcıvan’ta, Erbil’de Diyarbakır’da ve daha bir çok yerde sıkıntılı bir rüya gören başa dolandırmak suretiyle sadaka verir. Muhatabın rencide edilmemesi ve yapılacak hayırın gizli tutulması gerektiğinden hareketle niyet değişmezken dolandırma uygulaması zamanla kalktı Örnekleri artırmak mümkündür. Verilen sadaka veya işenilen hayır Allah rızası için yapılıyor. Korunması istenilen veya korunduğu için şükran ifade edilen kimsenin başının etrafında döndürülüyor. Sadaka veya benzeri olan nesne ise fakire veriliyor. Korumayı yapan veya yapması talebinde bulunulan, korunan veya korunması dileğinde bulunulan ve şükran ifadesinin gerçekleştirildiği  kimse veya kesim vardır. Batı ve Doğu Anadolu’da baykuşun ötüşünden gelebilecek bir zarardan korunmak niyetiyle ona ekmek falan atılır. Bazen da bilhassa Doğu Anadolu’da bir kısım sağaltma uygulamalarından sonra şükran duygusunu anlatma adına köpeğe etmek türü yiyecekler verilir. Balkan Türklerinde bir büyünün bozulması isteniyor ise, büyü yatıldığı sanılan kimsenin başı etrafında tuz dolandırılıp fakire verilir. Veya bir kalıp sabun akarsuya atılır. Sabun eridikçe büyünün bozulacağına inanılır. Bu tespit Diyarbakır için de geçerlidir. Bu dini uygulama da bir enerji nakli mi vardı? İslam’daki tavaf inanç ve kavramı ile ilişkisi üzerinde durulabilir mi idi.

 

            Kars’ta , Azerbaycan’da, Erbil’de ve Diyarbakır’da bazen sadaka verilirken ve bazen de irade dışı bir kayba uğranınca “kadanı belanı alsın” veya “kadam belam için” denilir, bir eşyanın veya şahsın ilgili şahsın etrafında döndürülür. Böylece verilen sadaka adeta iletişimi sağlayan hattır, işlem onun üzerinden yürütülmektedir. Anadolu’nun sair kesimlerinde de Gada almak inancı yaygındır.(A.Z.Özdemir, Öyküleriyle Ağıtlar, Ankara, 1994, Sh.330)

 

            “Kadan alım Aşık Fatma

            Sen mi diktin terniğini

            Hocası kırgın salmasın

            Mollahmet’in yerniğini”

 

            Tavaf’ı İslam dini kaynaklarında Bakara  Suresi’nin  158. ayetinde “...Kim Hac veya Umre yaparsa onları da tavaf etmesinde günah yoktur” buyurulmaktadır. Aynı surenin 125. ayetinde ise, “Biz, Beyt’i (Kabe’yi insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın) İbrahim ve İsmail’e tavaf edenler ibadete kapananlar, rüku ve secde edenler için evimi temiz tutun, diye emretmiştik.” Buyruğu vardır. Safa ile Merve, Kabe’nin doğu tarafında iki tepenin adıdır. Hacer validemiz, Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında yedi defa koşmuştur. Bugün hac ve umre için Beytullah2ı ziyaret ve tavaf edenler aynı zamanda, Safa ile Merve arasında sa’y ederler.

 

            1970 yılında Erzurum’un Yolgeçen köyünde çok büyük bir yangın çıkar itfaiyeye rağmen köylü  bu ot yangınını bir türlü söndüremez. Köyün imamı Hacı Hafız Efendiyi yardımı için ikna ederler. Hacı Hasız Efendi İsra Suresi’ni okuyarak yangının etrafında uçarcasına 7 defa dolaşır ve yangın anında söner.

 

            Afyon ili İçcehisar ilçesi Seydiler köyünde yatmakta olan ve Horasan Eri olduğu ifade edilen Hasan-ı Basri (Hasan-ı Basri bin Habib’in türbesi etrafında şifa bulmaları için kuduz hastalığı olanlar 3 defa dolaştırılır daha sonra hasta oturtulup kafası tekkeşin tarafından sıvazlanır.

 

            Afyon ili Şuhut ilçesi Efe kasabasında yatmakta olan Efe Sultan’ın türbesi etrafında, Romatizmalı hastalar, ayağı tutmayanlar, çocuğu olmayanlar dolaştırılırlar. Daha sonra mezarın altındaki deliye hastalıklı uzuv sokulur ve delikten çıkarılan toprak şifa niyetine yenilir

 

            Amasya’nın merkez Serçoban Köyü’nde. Türbesi bulunan Serçoban’ın çok sabırlı olduğu, sürüden kaçan koyunu metfun bulunduğu tepede 7 defa dolandırdıktan sonra, “mübarek hem beni ve hem de kendini yordun” diyip bıraktığı rivayet olunur.

 

            Tokat ili, Zile ilçesi Şeyh Nusreddin Tekkesi Köyü’nde yatmakta olan Şeyh Nusreddin’in türbesi etrafında 7 defa dönenin dileğinin olacağına inanılır. Geçmişte Tekke’nin bahçesindeki dut ağacının dalları arasına konulan su ile yıkanılması halinde Hummalı hastaların şifa bulacaklarına inanılırdı.

 

            Bingöl Karir bölgesinde alevi inançlı Müslüman Zazalar, ulu zatların mezarları etrafında dönerler. Sultan Kuteybi’yi 7 defa ziyaret edip kurban kesenin, Beyti ziyaret etmiş sevabı kazanacağına inanılır. Ayrıca burada türbenin etrafında kendisi ile birlkte keseceği hayvanı dolandıran ziyaretçiler de olur. Şanlıurfa’nın Kısas bölgesi alevi inançlı Müslüman Türkmen kesimde de benzeri tesbitlerimiz olmuştur.

 

            Türbeler etrafında tavaf yapıldığına geçmişte daha sık rastlanırdı, görevliler dine aykırı buldukları için şimdilerde oldukça azaldı. Biz Hakasya’da, Dağlık Altay’da kutsal dikili taşlar etrafında 3 defa dolaşıldığına şahit olup resimlemiştik. Prof. Dr. Muharrem Kasımlı’dan , Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün  Türk dünyası genelinde, inanç ve sözlü edebiyat ürünleri itibariyle tavaf konusunu inceleyip, İstanbul Türkiyat Enstitüsü dergisinde neşrettiğini öğrendik ancak maalesef henüz bu esere ulaşamadık.

 

            Tavaf olayına ilkin Mezar-ı Şerif, Afganistan’da Hz. Ali’nin Türbesi’nde şahit oldum. Sonra Buhara’da Şah-ı Nakşi Bendi Hazretlerinin türbesinde rastladım. Giderek o gözle bakmaya başlamış olmalıyım Söyüt’te Osman Gazi türbesi’nde ve diğerlerinde görmeğe başladım. İran’da Kum’da ve Meşet’te Mahsume/Hz.Fatma ve İmam Rıza’nın Türbesi’nin türbesi bid’at olduğu inancından hareketle olmalı maddi müdahale ile önlenilmiştir. Meşet’e inecek İran’lı pilotların piste inmeden hava türbeyi tavaf ettikleri ifade edilmişti. Diyarbakır’da türbelerin etrafında dönülmesinin doğru olmayacağını açıklayan din görevlilerine de rastlamışımdır.

 

            Tavaf konusunu gündeme getirişimizin sebebi, bu inancın Muhammedi İslam inancına girmeden evvel, eski Türk inanç sisteminde olup olmadığı  ile bildirimizin giriş kısmında da belirttiğimiz gibi tavaf tespitinin eski Türk inanç sisteminin diğer öğeleri ile . . . Devamı

  108 kez okundu.

 - Kayseri Yöresi Örnekleri İle Türk Kültürlü Halklarda Rüya İnancı (12.05.2008)

                                    KAYSERİ YÖRESİ ÖRNEKLERİ İLE

                        TÜRK KÜLTÜRLÜ HALKLADA RÜYA İNANCI

                                                                                                                     

 

           

            Türk kültür coğrafyasında rüyaların manalandırılmaları ana dili veya doğma dini farklılığına göre fazla şekillenmez. Rüyayı anlamlandıran yılın mevsimi günün belirli dönemine rastlamış olması rüyayı görenin yaşam biçimi itikadı ve benzeri hususlardır. İlkbaharda görülen bir rüyada etraf güllük gülistanlık ise “mevsimidir denir. Kışın gül bahçesini görmek farklı anlam içerir. Rüyada su aydınlık ise sellerin aktığı kar sularının erdiği dönemde rüyada su görmek farklı anlama gelir. Tatar Türklerinde yeni ayın ilk doğuşunda rüya görmek mutluluk alametidir.[1] Güneş doğduktan sonra sabah saatlerinde görülen rüya iyi rüya değilse de önemsenmez. Alkol kullanmayı günah sayan bir kimsenin rüyasında rakı içmesi ile akşamcı bir kimsenin rüyada alkol alması farklı anlamlandırılır. Keza evli bir kimsenin rüyasında damat veya gelin olması ile bekârın rüyası farklı anlam içerir.

            Rüya görülürken sadece yaşanılacak olayların değil yaşanmış olayların da rüyaya yansıyabileceği inancı vardır. Mesela akşamdan hakkında konuşulan ölmüş bir kimse rüyaya girerse çok konuşulmuş oluşu ile açıklanır. İmtahan mevsiminde rüyada imtihan olmak da bu türdendir. Bazı rüyalar yenilen besinler veya yorgun olmakla da izah edilirler. Tesirinde kalınan bir kitap veya film de rüyayı etkiler. Bizim üzerinde duracağımız rüyalar çok kere daha farklı mahiyettedirler.

            Bazı rüyalar gören kimse inançlı olsun veya olmasın uyarıcı mahiyettedirler. Kars’ta yatmakta olan Hasanı Hıra kani Hz. kendisini ziyaret vaadinde bulunmuş kimselerin bu borçlarını ödememeleri halinde rüyalarına girdiklerine inanılır.[2] Safranbolu’daki bazı yatırların nünden sarhoş geçen kimseleri bir şekilde bazen da rüyalarına girerek uyardıklarına inanılır. [3] Kayseri’de Benzerlerinde olduğu birçok yatırın yeri, ilgili ulu zatın bazı rüyalara girmeleri ile belli olmuştur. Ayrıca türbelerin etrafındaki kutsal olarak bilinen ağaçları kesmek isteyenler rüyalarında korkutulurlar.[4]Bu inanç ve uygulama Samandağ ve Tarsus Nusayri inançlı Müslümanlarında da vardır. [5]

            Rüyalar adeta faldırlar geleceği haber verirlerken hayatın geçiş dönemlerinde rüyalara bakılarak gelecek tahmin edilmeğe çalışılır. Kars’ta bebek bekleyen anne adayı ile görülen rüyada kırmızı çiçek görülür ise oğlunun sarıçiçek görülür ise kızının olacağına inanılır. Birçok yerde olduğu gibi Kayseri’de rüyada kama bıçak gibi kesici şeyler görülür ise erkek kolye, bilezik gibi takılar görülür ise kızının olacağına yorumlanır. Rüyada armut görmenin erkek çocuğuna ve elma görmenin kız çocuğuna delalet ettiği inancı Kayseri’de de vardır.

            Çocuğu olmayan annenin beli bağlanır. Bu hale “Beli Bağlı” gelin denir. Bağın çözülmesi işlemini kız çocuğu yaparsa gelinin bebeğinin kız olacağına, bağı erkek çocuk çözerse oğlunun olacağına inanılır. Bu uygulama gerçek hayatta da olabilir rüyada da görülebilir.

 

            Rüya anlatmanın, rüya dinlemenin ve rüyayı yorumlamanın inanç içerikli kuralları vardır. Rüya topluluğa değil ilgili sınanmış kişiye veya kişilere anlatılır. Daha ziyade “Ağzı Dualı” kimseler ve rüya yorumunu bilenler seçilir. Rüya anlatmak için “kuşluk vakti” tercih edilir.. Gün battıktan sonra bilhassa günün batma zamanı “şer vakti” rüya anlatılmaz. Bir zaruret var ise dinleyen “gün kuşluk yerine” der. Rüyasını anlatan anlatmaya başlamadan “hayırdır inşallah bir rüya gördüm” diye söze başlar. Dinleyen hayırdır inşallah hayırlara çıksın gibi sözler söyler. Rüya anlamlandırırken imkân nispetinde iyiye yorumlanarak açıklanır. Bu itibarla dinleyenler arasında şom ağızlıların olması istenilmez. Anlatılan rüyayı dinlerken dinlediklerine olumsuz yorum getiren bu tür kimseler için “rüyayı yılan soktu” denir. Bu tür kimseler “ağzını açınca ciğeri görünen kimseler” olarak bilinirler[6]  Ayrıca bazı “kutlu rüyalar” hiç kimseye anlatılmazlar iken gelişi güzel kimselere hiç anlatılmazlar. Nadir zamanlarda ve nadir kimseler tarafından görülebilen bu tür rüyalar anlatılırsalar tekrar görülmeyeceklerine inanılır. Bu tür rüyalar adeta rüya sahibinin ‘Özel Sır’larıdırlar.[7] Sır perdenin kalkması şeklinde izah edilirken, tür tür ve derece derece perdeler vardır. Hak Âşıkları’nın bade içmelerinde de rüya hallerinde rastlandığını görüyoruz. Kısas Türkmenlerinde çocuğa isim verilirken Dede bir rüya görür, rüyada dedeye bir kimse lokma vermiştir. Lokmayı veren kimseye çocuğun ismi konulur. [8] Erzurum’da şahit olduğumuz bir olayda, işyerindeki bir usta arkadaşının gelmesi beklenen bebeği için rüya görür. Bu rüyada bir Pir çocuğun isminin Temel olması istemektedir. Benim ismimin Yaşar veya Kaya olmasını keza annemin gördüğü rüyada kendisine söylenildiği bilinmektedir. Bu türden rüyaları kayseri için de dinledik.

            Kötü rüyanın muhtemel sıkıntılarından kurtulmak için de bazı uygulamalar yapılır. Geçmişte bu tür rüyalar akarsuya anlatılırdı. Şimdilerde şehir merkezlerinde ha deyince akarsu bulunamayacağı için evlerde musluk açılıp onun suyuna bu tür rüyalar anlatılmaktadırlar. “Akarsu pislik tutmaz” inancı vardır. “Su cennet çıdarı görmüştür” inancı Kayseri’de de vardır. Gaziantep Ulucanlarından Şeyh Saçaklıya, Maraş Müftülüğü teklif edilince kabul etmeyişini, akarsuya danışarak karar verdiğini belirterek açıklar. Menkıbeye göre akarsu şeyhe, kaynaktan çıktıktan sonra herkesin kendisini içebildiği derecede temiz iken, şehirlere girdikten sonra kirlendiğini söyler. Sıkıntılı rüya gören Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi, Kayseri ve çevresinde de hemen kalkar Ayetel Kürsü’yü okur, 3 defa ‘tu tu tu’ yapar, solundan sağına döner ve “hayırdır inşallah” der.

            Kıbrıs Türklerinde rüya yoruma oldukça önemsenir. Rüyada su görmek zenginlik at görmek murat, devlet büyüklerini görmek amacın hâsıl olmasıdır. Kişi kendisini Peygamber Efendimizin bayrağı altında görmüş ise, kutlu bir rüya görmüş olarak bilinir. Bu tür rüyalar belirtildiği gibi sır karakterli rüyalardır ve çok makbul rüyalar olarak kabul edilirler. Çıplak insan görmek ölüme yorumlanır. Rüyada yeşil renk muradı kırmızı sevgiyi simgeler. Rüyada ölmüş yakının gören kimse ruhu içi hayır işler. Hayattaki bir kimsenin rüyada öldüğünün görülmesi onun ömrünün uzayacağına delalet eder[9]

            Kıbrıs halk inançları bilhassa rüya yorumları Anadolu halk inançları, bu arada Kayseri halk inançları ile çok yakınlık göstermektedirler. Bu durum, özeldeki bu aynilikler Kıbrıs’ın İç Anadolu ve Toroslar dan çok göç almış oluşu ile izah edilebilir. At’ın murat, suyun aydınlık, yeşilin murat, aynanın parlak gelecek devlet büyülerinin yükselmek anlamına geldiği inancı Kayseri için de geçerlidir. Bazı . . . Devamı

  288 kez okundu.

 - Antalya Yöresi Örnekleri ile Türk Kültür Coğrafyasında Süpürge İnancı (12.05.2008)

                                   ANTALYA YÖRESİ ÖRNEKLERİ İLE

                                        TÜRK KÜLTÜR COĞRAFYASINDA

                                                    SÜPÜRGE İNANCI

    

            Süpürge, Türk kültürlü halkların halk inançlarında sık rastlanılmasına rağmen, mahiyeti pek anlaşılamamış bir fenomen/görüngüdür.

 

            Bazen evin konulacağı yeri, bazen fonksiyonunu gösterdiği dönem ile olan ilişkisi anlamlandırılır. Süpürgenin etrafında uğurla ve uğursuzlukla, gelecekten haber verme ile ilgili inançlar da geliştirilmiştir. Süpürge üzerine mavi bocuk da alarak iç mekânda, bazen nazarlık olmuş, bazen de sarsmak tuz ve benzerleri ile birlikte nazara karşı koruyacağına inanılmıştır. Bazen de üzerine ayna konularak ondan beklenilene farklı bir fonksiyon eklenmiştir. Aynalı süpürge örneklerini, salon ve bina nazarlığı olarak, Antalya ve çevresinde de görmekteyiz. Ayna, Türk kültür coğrafyasında hoş bahtlık aydınlık gelecek anlamını taşır.

 

             Süpürge otunun Orta Toroslarda üzerlik olarak kullanıldığı da olmuştur. Güney ve Kuzey Azerbaycanlar ile Kuzeydoğu Anadolu’da yaşamakta olan Ayrumlu Türk boyunda Ağ/Ak Süpürge, Türkeçare olarak bilinen şifa otları arasında yer almıştır.

 

            Erzurum’da kısmetinin açılmasını isteyen kızlar güneş doğmadan oklavayı kıbleye bakan çeşmenin oluğuna sokarak, aynı amaçla, iç ve güney Anadolu’da bacaya veya minareye çıkarak süpürgenin sapını, sopasını da at gibi binmek suretiyle kısmet açılması ile ilgili kafiyeli ezgiyi söylerler.

 

            Türk kültür coğrafyasında, Azerbaycan’ın Karaçilerinde ve Tacikler de insana süpürge ile vurulması şer alameti olarak kabul edilir. Azerbaycan’ın Ağdaş bölgesi ve Türkiye’nin birçok yerinde Kars ve dolaylarında keza Antalya’da süpürge ile insana vurulmamalı, dokunulmamalı inancı vardır. Dokunulan kimseye iftira edileceğine inanılır. Muhtemel bir iftiradan korunmak için ‘tu tu tu Bismillah’ denilmesi gerektiğine inanılır. ‘tu tu tu’ lama olarak bilinen bu uygulama Türk kültürlü halklar arasında bir efsunlama yöntemidir.

 

            Hakas ya Türk kültür coğrafyasında kut’un akşamdan sonra dağıtıldığı gece süpürülen hanedeki kutların süpürülen diğer şeylerle birlikte dışarıya atılmış olacağı inancından hareketle Hakas Türklerinde akşamdan sonda süpürge yapılmaz. Anadolu Türk kültür coğrafyasından şöyle bir tespit hatırlıyoruz. Akşamdan sonra ev süpürülecek ise oda yukarıdan aşağıya doğru değil aşağıdan yukarıya doğru süpürülmelidir. Ayrıca yolcunun ve cenaze çıkan evin süpürülmelerinin de esasları vardır.

 

            Anadolu’nun birçok yerinde mesela Kars’ın susuz ilçesi Ermişler köyünde 06 Mayıs Hıdrellez günü ev süpürülmez Türk kültürlü halklarda Hıdrellez Temizliği bir gün evvel 5 Mayıs’ta yapılır.6 Mayıs’ta yani Hıdrellez’de Hızır gelip bereket getireceği için süpürge yapılmak sureti ile Hızır’ın izlerinin silinmesi istenilmez. Hızır’ın izinin tespiti un elenerek iz aramak suretiyle yapılır. Bütün ambarlar, kilerler, para çantalarının ağzı açık tutularak Hızır’ın bereketli elinin deymesi istenilir.(M. Öcal Oğuz, Seval Kasımoğlu, Türkiye’de 2005 Yılında Yaşayan Geleneksel Kutlamalar, Gazi Üniversitesi THBMER Yayını, Ankara 20007) , Bu inanç ve bununla ilgili inançlar göl ve deniz kenarlarında bazı farklılıklar gösterse de mahiyeti anıdır. Hıdrellez’de süpürge yapılmayacağı inancı Antalya ve ilçelerinde de vardır. Trabzon’da ev süpürülmez anlamında ‘Hıdrellezde süpürge sapı tutulmaz’ ve Batı ve güney Anadolu’da aynı anlamda ‘süpürgeye el vurulmaz’ denir.

 

            Altaylardaki evlere kut akşamdan iner akşamdan sonra ev süpürülmez inancı ile Anadolu’daki Hızır gün battıktan sonra gelir, gün doğmadan dilekleri görür ve gider inancı arasındaki ortaklık açıktır. Keza mecbur kalınınca evi yukarıdan aşağıya değil de aşağıdan yukarıya süpürülmesi gerekçesi de aynı içeriklidir.

 

            Süpürge ile ilgili inançların en fazla yoğunlaştıkları, nokta rahmet ve berekettir. Kuzey Kafkasya ve Azerbaycan’da yaşamakta olan Türk kültürlü halklardan Avarlarda yağış/yağmur/rahmet yağması için süpürgenin etrafında sağdan başlanılarak tavaf edilircesine 3 defa dolanılır? Keza Avarlarda defin için açılmış mezara yağış, yağmur veya kar yağar ise, bu yağışın 7 veya 40 gün süreceğine inanılır. Yağmurun durması için süpürgenin tepe kısmı yakılır. Bu noktada 7 ve 40 gibi rakamlar, Türk kültürlü halkların inanç tefekküründe yer almışken, süpürgenin sayısal mistisizmle bağlantısı nedir? Tavaf’ın veya ‘başına dönmenin Türk kültür coğrafyasında yeri bilinirken, bir ulu zat veya pir gibi süpürgenin etrafında dönülmesinin sebebi ne olabilir. Onda bir kuvve bir hikmet mi aranılmıştır.

 

            Karapapah Türklerinde yağış, kar veya yağmur yağmış davarın, koyun sürüsünün üzeri süpürge ile temizlenmez, bu durumdaki hayvanın sırtına süpürge vurulmaz inancı vardır.  Bilhassa ‘şer karışan vakit/güneş battıktan sonra’ ev süpürgesi davarın sırtına sürtülmez. Şer karışma vakti birçok iş yapılmaz, ya daha evvel yapılır veya sonraya bırakılır. Esasen şer vakti sadece karanlığın çökmesinden sonraki zamanı değil, ‘günün anasına kavuşma vakti’ havanın kararma vakti olarak bilinir. Buradan hareketle Gün, güneş kültü ile süpürgenin ilişkisi nereden gelmektedir?

 

            Kars’ta Bayburt’ta Antalya’da olduğu gibi Kuzey Afganistan’ın Türkmen, Özbek, Kırgız ve Afşar Türklerinde de yağmur duası için ‘Godi-Godi’, ‘Çömçe Gelin’, ‘Fakirek’ gezdirilirken bir süpürge veya süpürge sopası gelin gibi bezetilir süslenir.

 

            Afşar/Avşarlarda kışın gidişini temsil eden ‘Köse’ oyununda kösenin başının sağ ve soluna birer tane süpürge bağlanır.

 

            Anadolu Türk kültür coğrafyasında Kars’ta Erzurum’da daha birçok yerde, bu arada Antalya’da yemek masası süpürgesi ayrıdır. Temiz yerlerin sürülmesinde kullanılıyor olsa da başka bir süpürge ekmek yenilen masaya sürülmez. Bu sadece maddi temizlik açısından yaşanan sakınca değildir Bereketle, günahla ilgili boyutu da vardır.

 

            Lenkeran Talişlerinde gelin kızın cehizine un eleği ve ekmek kırıntılarının dökülüp çiğnenmesini önlemekte kullanılan sofra bezinin yanı sıra muhakkak süpürge de konulur. Bunlardan ilk . . . Devamı

  166 kez okundu.

    Gara Tasarım - 2006   Sayfa 0.645 saniye'de oluşturuldu.