DİYARBAKIR VE ÇEVRESİ ÖRNEKLERİ İLE HALK İNANÇLARINDA TAVAF/DÖNME GİRİŞ: Biz bu bildirimizde, Türklerin eski inanç sistemleri olarak bilinen, Gök Tanrı/Ulu Tanrı İnancı’nda da uygulama örneklerini görebildiğimiz ve İslami dönemde de varlığını sürdüren tavaf veya dönme, dönülme inanç ve kavramı üzerinde duracağız. Bu inancın insan hayatının çeşitli safhalarına yansıyışını karşılaştırmalar yaparak örnekleyeceğiz. Sözlü kültürün yanı sıra, sadaka, sağaltma ve yas merasimleri gibi uygulamalar üzerinde duracağız. Tespitlerimizi Diyarbakır’ı merkeze almak suretiyle Türk dünyasının muhtelif yerlerinden derlenilen bilgilerle karşılaştırmak suretiyle değerlendirmeğe çalışacağız. Tavaf inancının; inanç sisteminin kapsamında bulunan, adanma, güç alma veya verme, sığınma veya korumaya alma gibi, kültler, kotlar tema ve motiflerle olabilecek bağlantıları üzerinde durmaya çalışacağız. Böylece halk inanç kültüründe yaşamakta olan bu konudaki tespitlerimizden hareketle ortak paydayı tartışmaya açacağız. Diyarbakır halk inançları kültüründen yolu çıkarak geniş bir çevreyi taramayı amaçlamaktayız. Bildirimizde geçen Türk halk inançları ifadesi ile her hangi bir ırkı veya kavmi değil Türk kültürlü halkları kastediyoruz. Bize göre Türklük bir kültürel olgudur. Bu olgu birlikte yaşayan halkların eseridir. METİN: Kuzey doğu Anadolu’da Kars ve çevresinde sadaka verileceği zaman “başın gözün sadakası olsun” denilir. Bu ifade Diyarbakır, Malatya ve Elazığ gibi daha bir çok yerde yaşamaktadır. Geçmişte büyüklerimiz sadaka verecekleri zaman başımızın etrafında dolandırır sonra fakire verirlerdi. Azerbaycan’da bu uygulama başına fırlandırmak olarak yaşıyor. Çok eskiden fitre verecek kimse fitreyi alacak olan kimseye üç defa aldın kabul ettin mi der ve alan da aldım kabul ettim derdi. Çok daha eskiden 1930’lu 1940’lı yıllarda fitrenin de başa dolandırıldığını duymuştum. Bu uygulamayı din adına doğru bulmayanlar da vardı. Ölen bir kimsenin fakire verilecek olan geride kalan bir kısım eşyaları fakire verilmeden evvel yetimlerinin başına döndürülürdü. Anadolu’nun bir çok Yerinde bu arada Diyarbakır ve çevresinde bir kaza atlatan kimse vereceği sadakayı başı etrafında dolandırırdı. Nahcıvan’ta, Erbil’de Diyarbakır’da ve daha bir çok yerde sıkıntılı bir rüya gören başa dolandırmak suretiyle sadaka verir. Muhatabın rencide edilmemesi ve yapılacak hayırın gizli tutulması gerektiğinden hareketle niyet değişmezken dolandırma uygulaması zamanla kalktı Örnekleri artırmak mümkündür. Verilen sadaka veya işenilen hayır Allah rızası için yapılıyor. Korunması istenilen veya korunduğu için şükran ifade edilen kimsenin başının etrafında döndürülüyor. Sadaka veya benzeri olan nesne ise fakire veriliyor. Korumayı yapan veya yapması talebinde bulunulan, korunan veya korunması dileğinde bulunulan ve şükran ifadesinin gerçekleştirildiği kimse veya kesim vardır. Batı ve Doğu Anadolu’da baykuşun ötüşünden gelebilecek bir zarardan korunmak niyetiyle ona ekmek falan atılır. Bazen da bilhassa Doğu Anadolu’da bir kısım sağaltma uygulamalarından sonra şükran duygusunu anlatma adına köpeğe etmek türü yiyecekler verilir. Balkan Türklerinde bir büyünün bozulması isteniyor ise, büyü yatıldığı sanılan kimsenin başı etrafında tuz dolandırılıp fakire verilir. Veya bir kalıp sabun akarsuya atılır. Sabun eridikçe büyünün bozulacağına inanılır. Bu tespit Diyarbakır için de geçerlidir. Bu dini uygulama da bir enerji nakli mi vardı? İslam’daki tavaf inanç ve kavramı ile ilişkisi üzerinde durulabilir mi idi. Kars’ta , Azerbaycan’da, Erbil’de ve Diyarbakır’da bazen sadaka verilirken ve bazen de irade dışı bir kayba uğranınca “kadanı belanı alsın” veya “kadam belam için” denilir, bir eşyanın veya şahsın ilgili şahsın etrafında döndürülür. Böylece verilen sadaka adeta iletişimi sağlayan hattır, işlem onun üzerinden yürütülmektedir. Anadolu’nun sair kesimlerinde de Gada almak inancı yaygındır.(A.Z.Özdemir, Öyküleriyle Ağıtlar, Ankara, 1994, Sh.330) “Kadan alım Aşık Fatma Sen mi diktin terniğini Hocası kırgın salmasın Mollahmet’in yerniğini” Tavaf’ı İslam dini kaynaklarında Bakara Suresi’nin 158. ayetinde “...Kim Hac veya Umre yaparsa onları da tavaf etmesinde günah yoktur” buyurulmaktadır. Aynı surenin 125. ayetinde ise, “Biz, Beyt’i (Kabe’yi insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın) İbrahim ve İsmail’e tavaf edenler ibadete kapananlar, rüku ve secde edenler için evimi temiz tutun, diye emretmiştik.” Buyruğu vardır. Safa ile Merve, Kabe’nin doğu tarafında iki tepenin adıdır. Hacer validemiz, Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında yedi defa koşmuştur. Bugün hac ve umre için Beytullah2ı ziyaret ve tavaf edenler aynı zamanda, Safa ile Merve arasında sa’y ederler. 1970 yılında Erzurum’un Yolgeçen köyünde çok büyük bir yangın çıkar itfaiyeye rağmen köylü bu ot yangınını bir türlü söndüremez. Köyün imamı Hacı Hafız Efendiyi yardımı için ikna ederler. Hacı Hasız Efendi İsra Suresi’ni okuyarak yangının etrafında uçarcasına 7 defa dolaşır ve yangın anında söner. Afyon ili İçcehisar ilçesi Seydiler köyünde yatmakta olan ve Horasan Eri olduğu ifade edilen Hasan-ı Basri (Hasan-ı Basri bin Habib’in türbesi etrafında şifa bulmaları için kuduz hastalığı olanlar 3 defa dolaştırılır daha sonra hasta oturtulup kafası tekkeşin tarafından sıvazlanır. Afyon ili Şuhut ilçesi Efe kasabasında yatmakta olan Efe Sultan’ın türbesi etrafında, Romatizmalı hastalar, ayağı tutmayanlar, çocuğu olmayanlar dolaştırılırlar. Daha sonra mezarın altındaki deliye hastalıklı uzuv sokulur ve delikten çıkarılan toprak şifa niyetine yenilir Amasya’nın merkez Serçoban Köyü’nde. Türbesi bulunan Serçoban’ın çok sabırlı olduğu, sürüden kaçan koyunu metfun bulunduğu tepede 7 defa dolandırdıktan sonra, “mübarek hem beni ve hem de kendini yordun” diyip bıraktığı rivayet olunur. Tokat ili, Zile ilçesi Şeyh Nusreddin Tekkesi Köyü’nde yatmakta olan Şeyh Nusreddin’in türbesi etrafında 7 defa dönenin dileğinin olacağına inanılır. Geçmişte Tekke’nin bahçesindeki dut ağacının dalları arasına konulan su ile yıkanılması halinde Hummalı hastaların şifa bulacaklarına inanılırdı. Bingöl Karir bölgesinde alevi inançlı Müslüman Zazalar, ulu zatların mezarları etrafında dönerler. Sultan Kuteybi’yi 7 defa ziyaret edip kurban kesenin, Beyti ziyaret etmiş sevabı kazanacağına inanılır. Ayrıca burada türbenin etrafında kendisi ile birlkte keseceği hayvanı dolandıran ziyaretçiler de olur. Şanlıurfa’nın Kısas bölgesi alevi inançlı Müslüman Türkmen kesimde de benzeri tesbitlerimiz olmuştur. Türbeler etrafında tavaf yapıldığına geçmişte daha sık rastlanırdı, görevliler dine aykırı buldukları için şimdilerde oldukça azaldı. Biz Hakasya’da, Dağlık Altay’da kutsal dikili taşlar etrafında 3 defa dolaşıldığına şahit olup resimlemiştik. Prof. Dr. Muharrem Kasımlı’dan , Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün Türk dünyası genelinde, inanç ve sözlü edebiyat ürünleri itibariyle tavaf konusunu inceleyip, İstanbul Türkiyat Enstitüsü dergisinde neşrettiğini öğrendik ancak maalesef henüz bu esere ulaşamadık. Tavaf olayına ilkin Mezar-ı Şerif, Afganistan’da Hz. Ali’nin Türbesi’nde şahit oldum. Sonra Buhara’da Şah-ı Nakşi Bendi Hazretlerinin türbesinde rastladım. Giderek o gözle bakmaya başlamış olmalıyım Söyüt’te Osman Gazi türbesi’nde ve diğerlerinde görmeğe başladım. İran’da Kum’da ve Meşet’te Mahsume/Hz.Fatma ve İmam Rıza’nın Türbesi’nin türbesi bid’at olduğu inancından hareketle olmalı maddi müdahale ile önlenilmiştir. Meşet’e inecek İran’lı pilotların piste inmeden hava türbeyi tavaf ettikleri ifade edilmişti. Diyarbakır’da türbelerin etrafında dönülmesinin doğru olmayacağını açıklayan din görevlilerine de rastlamışımdır. Tavaf konusunu gündeme getirişimizin sebebi, bu inancın Muhammedi İslam inancına girmeden evvel, eski Türk inanç sisteminde olup olmadığı ile bildirimizin giriş kısmında da belirttiğimiz gibi tavaf tespitinin eski Türk inanç sisteminin diğer öğeleri ile . . . Devamı |